İletişim Adresi

   
  ORHAN YILDIZ
  OSMANLI imparatorlugu Sayfa - 2
 


OSMANLI  İMPARATORLUĞU  Sayfa - 2

İmparatorluğun Temelleri Atılıyor

Doğu Roma Fatihi olarak Edirne'ye dönen II. Mehmed,Karaman ve Bizans'tan sonra üçüncü seferde Cenevizlilerden Enez'i aldı (1453 sonu) veKırım'a bir donanma gönderdi (1454 Temmuz'u). 1454'te ilk Sırbistan seferine çıktı.Kuzey Ege adalarını donanma göndererek ele geçirdi ve ilk Rodos seferini yaptırdı,fakat bu adayı alamadı. İkinci Sırbistan onun altıncı seferidir (1455, 1456). Buikincisinde babasından sonra tekrar Belgrad'ı muhasara etti. Kaleyi savunan HünyadiYanoş öldü. Fatih yaralandı, fakat Belgrad düşmedi. 1455'te Boğdan Prensliği deOsmanlı metbûluğunu kabul etti.

1458'deki yedinci sefer Fatih'in ilk Mora seferidir. 1459'daki sekizinci sefer isedördüncü Sırbistan seferidir ki, Semendire'nin fethi ve Sırbistan devletinin sonuolmakla neticelenmiştir. 1460 yazında dokuzuncu seferine çıktı. İkinci Moraseferidir ve Mora prensliklerinin ilgası ve Türkiye'ye katılması, Paleologoslarınsonu ve Bizans kalıntılarının silinmesi ile sonuçlanır.

Sonra Güney Karedenizmeselelerini ele aldı. 1461'de onuncu sefer ile Ceneviz'den Amasra'yı aldı. Baharda onbirinci sefer ile Sinop'a geldi. Himayesinde bulunan Candar (İsfendiyar) beyliğinedostça son verdi. Yazın Trabzon'a yürüdü. Denizden donanma kuşatılan Trabzonİmparatorluğu teslim oldu. Komnenos imparatorluk hanedanına son verdi. Bu suretle Batumve Gürcistan kıyılarına kadar bütün Güney Karadeniz kıyıları Osmanlı devletinekatıldığı gibi, Trabzon ve Rize gibi Anadolu'nun henüz Türkleşmemiş olanparçaları da Hristiyanlardan alınmış oldu.

On ikinci Trabzonseferinden döner dönmez on üçüncü sefer ile Eflak üzerine yürüdü ve ayaklananKazıklı Voyvoda'nın işini bitirdi.Fatih, ondördüncü seferini 1462'de yaptı.Yayçe'nin fethi ile neticelenen ilk Bosna seferidir. Onbeşinci seferi aynı yılınEylülündedir ve Midilli adasının fethidir. On altıncı sefer 1463'te yapılan ikinciBosna seferidir. Ertesi yıl üçüncü Bosna seferi ve on yedinci seferi yapılmıştır.1466'daki onsekizinci sefer Karaman üzerinedir. 1466'daki on dokuzuncu sefer, Fatih'inilk Arnavutluk seferidir. 1466-167'de de Arnavutluk üzerine ikinci seferini yapmıştırki yirminci seferi teşkil eder.

Bu ardı kesilmeyenseferlerde padişahın başlıca hedefleri şöyle idi: Tuna'nın güneyinde veFırat-Toroslar sınırının batısında Osmanlı devletine katılmayan hiç bir yerbırakmamak, Karadeniz'i ve Ege denizini Türk iç denizleri haline getirnek, Venedikdonanmasını geçerek deniz kuvvetlerini de kara ordusu gibi dünyanın birinci silahlıgücü haline getirmek. Bu işleri tamamen gerçekleştirdikten sonra İtalya'yıfethetmek. Bu plan artık bütün dünyada biliniyordu. Fatih'in kafasındaki bir sırolmaktan çıkmıştı. Bu projeye karşı yalnız bütün Avrupa değil, Türkiye'nindoğusundaki Müslüman ve Türk komşuları da ayaklandılar. Bu suretle Osmanlıİmparatorluğu'na karşı dehşetli bir koalisyon meydana getirildi ve çok uzun süreceksavaş başladı.

Avrupa Siyaseti

Yavuz'un yerine tek oğlu 25.5 yaşındaki KanunîSultan Süleyman geçti. Babasının İran ve Turan siyasetini durdurmak mecburiyetindekaldı. Zira Avrupa'da Charles-Quint devi zuhur etmişti. Avrupa'nın büyük kısmınıİspanya kralı ve Almanya imparatoru sıfatıyla ele geçirmiş, diğer kısımlarınınüfuzu altına almıştı. Fransa'yı tehdit ediyordu ve kuzey Afrika'da BarbarosHayreddin Paşa ile savaşıyordu. Türkiye bu devi alt edemediği ve makul sınırlaraitemediği takdirde Osmanlı cihan devletinin geleceğinin kararacağı âşikâr idi.Akrabalık yoluyla çok geniş sınırlı Macaristan krallığını da nüfuzu altınaalan Charles-Quint devini, Orta Avrupa ve Batı Akdeniz'de mutlaka ezmek icap ediyordu.Sultan Süleyman, Orta Avrupa'nın kilidi sayılan daha önce 3 ayrı padişahın 3 defakuşatıp alamadığı, Türkiye'nin kuzey sınırı üzerinde Macaristan'ın enmüstahkem kalesine, Belgrad'a yürüdü ve fethetti (1521).

Mevcudiyet gayeleri Türklerle savaşmakolan ve Rodos'ta üstlenen Saint-Jean tarikatı üzerine ikinci seferi açtı. Fatih'in 3defa kuşattırıp düşüremediği dünyanın en müstahkem kalesini de fethetti(1522-1523).

Doğu Avrupa'da durum iyiidi. Kırım, Kazan ve Astırhan Türk hanlıkları Osmanlı'ya tabi idi. 1524'te SahipGiray Han, Nijeniy Novgorod'u (bugünkü Gorky) feth etti ve 3 yıl önce 1521'de Moskovaşehrini yakan ağabeyi I. Mehmed Giray Han'ın yolunu takip etti. Moskova prensliğiKırım'a yıllık vergi veren bir tabi devletti. Mehmed Giray 1522'de Astırhan'ı aldıve 1524'te Kazan Hanı İstanbul'a gelerek metbûu Kanunî Sultan Süleyman tarafındankabul edildi.

Sultan Süleyman'a göreDoğu Avrupa işleri üçüncü derecede idi. Almanya-İspanya'nın Macaristan'a elatmasından ve Tuna'nın doğu kesimine inmesinden endişe ediyordu. Fransa'yı savunmayakarar verdi. Zira Fransa'ya baş eğdirdiği takdirde Charles-Quint Orta Avrupa'daOsmanlı ile hesaplaşacaktı. Fransa kralı I. François, Madrid'de Charles-Quint'inesiri idi. Annesi, cihan padişahı Kanunî Sultan Süleyman'a müracaat ederek oğlunukurtarmasını istirham etti. Kanunî'nin aradığı fırsattı. Bu şımarıkCharles-Quint'in kızkardeşi Macaristan kraliçesi idi. Macaristan kralı II. Layoş'unkızkardeşi de Charles-Quint'in kardeşi Avusturya arşidükası Ferdinand ile evli idi.

Kanûnî Orta Avrupa'ya,Macaristan'a yürüdü. Bu üçüncü sefer (1526), Kanûnî'nin 13 seferinin enünlüsüdür ve ikinci Macaristan seferidir. Mohaç'ta Macar ordusunu yakaladı vekralları dahil olmak üzere 2 saatte imha etti (29 Ağustos 1526). Tarihin en kesinneticeli ve örnek meydan muharebelerinden biridir. 11 Eylülde Türklerin Budin dedikleriBudapeşte'ye, Macar taht şehrine girdi. Macaristan krallığı tarihe karıştı.Macaristan, Transilvanya ve bazı ülkeler Türkiye'ye bağlandı. Çekoslovakya iseAlmanya'ya geçti.

Doğu Siyaseti

1514 darbesi 1533'e kadar 19 yıl, dünyanınTürkiye'den sonra gelen 2. devleti durumundaki İran Türk Safevî imparatorluğunuhareketsiz kıldı. Ama stratejik çekişmeyi ortadan kaldırmak mümkün değildi.Kanûnî devrinde bütün Arap ülkelerini, Basra Körfezi ve Hint Okyanusu'ndan AtlasOkyanusu'na kadar ele geçirmek siyaseti güdüldü. Behemehâl Basra Körfezi'ne inmek,Kafkasya'ya tırmanmak icap ediyordu. Kafkasya ve Basra Körfezi ise İran Türkimparatorluğunun elinde idi. Bu devirde İran olmasa, Türkler Almanya'yı geçer vesoluğu Ren kıyılarında alırlardı. Bir kaç tarihçi bu noktaya ehemmiyetle işaretetmişlerdir. İran savaşları çok çetindi.

Mesafe uzundu. İran ordusu tamamenTürkmenlerden müteşekkil yiğit bir atlı ordu idi. Ancak Osmanlı Akıncı, piyade,bilhassa topçu üstünlüğü Türkiye'yi galip kılıyordu. Bununla beraber İran,Çaldıran'ı asla unutmamıştı. Osmanlı'ya karşı meydan muharebesi kabul etmiyor,geniş sahaları boşaltıp Osmanlı ordusunun önünden çekiliyordu. Safevî stratejisibu idi. Tebriz, Osmanlı sınırına çok yakın olduğu için Şah İsmail'in oğlu vehalefi devrinde İran, taht şehrini daha içeriye, Kazvin'e almıştı.

Kanûnî SultanSüleyman Han, 11 Haziran 1534'te ordusu ile İstanbul'dan ayrıldı. Padişah'ın 4 İranseferinin ilki ve en meşhuru olan bu altıncı sefere Irakeyn denmektedir. Zira hem ArapIrak'ı (Bağdat), hem Acem Irak'ı (Hâmedân) fethedilmiştir. Daha önce Vezir-İ AzamMakbul İbrahim Paşa, başka bir ordu ile İran'ın üzerine gitmişti, padişahıbekliyordu.

O zaman dünyanın enbüyük şehirlerinden biri olan Tebriz, Osmanlılarca ikinci defa işgal edildi (13Temmuz 1534). Az sonra Kânûnî de Tebriz'e geldi (28 Eylül). İran'ın Türk veKürdlerle meskün Batı eyaletleri işgal edildi. Fakat asıl gaye, Bağdat'ı, Irak-ıArab'ı alıp Basra Körfezi'ne inmekti. 28 Kasım'da (1534) Bağdat fethedildi. 5 asırmüddetle Abbasî halifeliğinin merkezî olmak bakımından çok ünlü bir şehir idi.Bu sırada Safevîler Tebriz'i geri aldılarsa da Osmanlılar üçüncü defa şehregirdiler (30 Haziran 1535).Bu sefer neticesinde Orta ve Güney Irak (Bağdat, Basra)Osmanlı eyaletleri oldu ve netice bakımından Basra Körfezi'nin kıyıları boyuncaArap aşiretleri de Osmanlı nüfuzu altına düştü. Batı İran eyaletleri,Safevîlerce geri alındı.

1536-48 arasındı 12yıl, Osmanlı-Safevî münasebetleri nisbî bir durgunluk devresine girdi. Irak'ıkaybeden Safevîler, kendilerini toplamaya çalışıyorlardı. Kanûnî 1548-49'da ikinciİran seferine çıktı. Tebrîz dördüncü defa işgal edildi (27 Temmuz 1548). Buseferde Van, kesin şekilde Safevîlerden alındı. Almanya sınırına ve AtlasOkyasunu'na varmış bir Türkiye'nin ancak Van'ı alabilmesi, Doğu'da Safevî Türkimparatorluğunun gücü hakkında bir fikir verir. 7 ay Halep'te, 2.5 ay Diyarbakır'dakalan Kanûnî, Doğu işlerini iyice düzenledi.

Deniz Siyaseti

Kanûnî Sultan Süleyman'ın Cezayir Beylerbeyisi Barbaros Hayrettin Paşa'şı İstanbul'a çağırması ile Akdenizpolitikasında yeni bir safha başlar. 18 amirali ve kudretli donanması ile Cezayir'denİstanbul'a gelen (27 Aralık 1533) Barbaros, kaptan-ı derya tayin edildi (16 Nisan1534).Barbaros Tunus'u fethetti (22 Ağustos 1534) ise de İmparator-Kral Charles-Quintbizzat gelerek Tunus'u Türklerden aldı (21 Temmuz 1535). Ülkenin kuzey kesimi,İspanyol nüfuzunda Araplar'da, orta ve güney kesimi ise Osmanlı'da kaldı. AncakBarbaros ve amiralleri, İspanya ve bu devlete ait Güney İtalya topraklarını devamlışekilde vurmaya ara vermediler. Bu arada Barbaros'un Balear Adaları seferi (Ağustos1535), İtalya seferi (1537), büyük akisler yaptı.

Venedik'ten Kiklad Adaları'nı aldı.Akdeniz'de Türk gücünü kıramadığı için hiç olmazsa makul çizgiye itemediğitakdirde partiyi kaybedeceğini anlayan Charles-Quint, o zamana kadar cihan tarihindegörülmemiş büyüklükte bir armada hazırlayarak Andrea Doria idaresinde Donanma-yıHümayun üzerine gönderdi.İki donanma en azından Akdeniz hakimiyetini kazanmak içinPreveze açıklarında karşılaştı (28 Eylül 1538). En azından 120.000 insanın denizüzerinde karşı karşıya geldiği bu çok büyük açık deniz vuruşmasında Barbarostaktik manevralarla birleşik Avrupa donanmasını perişan etti.

Charles-Quint,intikam almak üzere Andrea Doria idaresindeki armadası ile Cezayir şehrine çıkarmayaptı. Barbaroszade Hasan Bey, İmparatorun ordusunu mahvetti ve Andrea Doria'nınarmadası, Preveze'deki kadar ağır bir zayiat verdi. Charles-Quint'in hayatı en büyükfedâkârlıkla kurtarıldı (24 Ekim 1541).Barbaros, 1543 yazında İmparatorun elindekiNice kalesini fethetti ve 1543-1544 kışını Toulon'da geçirdi. Charles-Quint,Avrupa'da başlıca rakibiydi, Fransa'yı ezmekten ümidini kesti. Barbaros şan ve şerefiçinde İstanbul'da öldü (4 Temmuz 1546). Fakat pek kabiliyetli öğrencileryetiştirmişti.

Barbaros'un oğluHasan Paşa ve evlatlığı diğer Hasan Paşa ile arkadaşı Salih Paşa, CezayirBeylerbeyisi olarak Kuzey Afrika'da mühim faaliyetlerde bulundular. Bu amirallerkendileri bağlı çok kudretli Cezayir Beylerbeğiliği donanması ile Batı Akdeniz'ehâkim oldular ve çok defa Atlantik'e çıktılar. Bu arada Çanakkaleli Salih Paşa, FasArap imparatorluğunu geçici olarak Türkiye'ye bağladı (22 Eylül 1551-Haziran 1556).Böylece Osmanlı hakimiyeti Atlantik'e ulaştı ve Cebelitarık Boğazı'nın güneyineyerleşti. İspanya'nın Kuzey Afrika'da bir iki üssü kalmıştı. Bunları, çokbüyük fedâkârlıklarla elinde tutuyordu. Bu arada Barbaroszade Hasan Paşa,Cezayir'deki ikinci beylerbeyiliği sırasında Mostaganem'de İspanyolları çok ağırbir hezimete uğrattı (5 Eylül 1558).

Barbaros'un enkabiliyetli ve deha sahibi talebesi Turgut Reis ise, Güney ve Orta Tunus'u fethettiktenve Andrea Doria'ya Cerbe'de kötü bir oyun oynadıktan sonra Malta'ya çıkartma yaptı(Temmuz 1551). Sonra Saint-Jean Şövalyelerinin elindeki Trablusgarb'ı fethetti (15Ağustos 1551). Ponza'da da düşman donanmasını vurduktan sonra (5 Ağustos 1552),Korsika adasını baştan başa fethetti (17 ağustos 1153).

Anarşinin Hortlaması ve Köprülüler

IV. Murad'ın yerine kardeşi İbrahim Han(1640-1648) geçti. Onun saltanatı yıllarına Samur Devri denmektedir. Saltanatınınilk yarısı, ağabeyinin devrinin devamı gibidir. İkinci yarısında huzur bozulur veanarşi hortlar.

Bu hükümdar zamanında büyük ve uzun bir Venedik savaşı başlar. Donanma-yıHümayun İstanbul'dan hareket eder (30 Nisan 1645). Büyük bir Türk ordusunu Giritadasına çıkartmaya başlar (24 Haziran sabahı). Hanya fethedilir (22 Ağustos). Resmoalınır ve Kandiye muhasarası başlar (7 Temmuz 1647). İpsara'da Venedik donanmasıezilir (9 Mart 1648). Ancak Kandiye bir türlü düşürülemez. Bütün Avrupa'dan çokbüyük ölçüde yardım alan Venedik Cumhuriyeti Girit'te tutunmak için büyük azimgösterir ve Kandiye kalesini vermez. İki tarafın akıl almaz kayıpları içinde savaşuzayıp gider. Venedik, Ege ve Doğu Akdeniz'de son üssünü kaybetmemek için azimligibidir.

Sultan İbrahim, birihtilalle tahttan indirilip ağabeyi II. Osman gibi katledilir. Yerine büyük oğlu IV.Mehmed'in (1648-1687) saltanatı başlar. Ancak yeni padişah 6.5 yaşında olduğu içiniktidar çeşitli ellerde dolaşır. Önce Kösem Mahpeyker Büyük Valide Sultan saltanatnaibesi olur. IV. Murad'la İbrahim Han'ın annesi ve IV. Mehmed'in babaannesidir. Türktarihinin en meşhur kadınıdır. Fakat bu iyi bir şöhret değildir. Zekâsıderecesinde muhteristir. Onun 3 yıllık (1648-1651) saltanat naibeliği devrine AğalarSaltanatı denir. Zira gerçek iktidar "ağalar" denen Yeniçeriağalarındadır. Kösem Sultan iktidarı onlarla paylaşır. Devir yolsuzluk, rüşvet veanarşi devridir. Kösem Sultan öldürülür. Yerine gelini IV. Mehmed'in annesi HadiceTarhan Valide Sultan, saltanat naibesi olur. O, kayınvalidesi gibi nefsi için her şeyiyapabilen, yalnız şahsını düşünen bir kadın değildir. Çok yüksek ahlâklı,akıllı, devletin üzerine titreyen bir genç kadındır. Cihan devletinin naibesiolduğu zaman ancak 24 yaşındadır. Devletin uçuruma gittiğini gören devletadamlarınca desteklenir. Kösem ortadan kalkar kalkmaz onunla işbirliği yapıp devletisoyan 38 ağa idam edilir.

Tarhan Sultan, tam 5yıl çok akıllı denge hesaplarıyla devletin yüksek menfaatlerini savunur ve adamarar. 10 sadrazam değiştirir. Hiç birisi beklenen liyakatı gösteremez. Nihayetmüşavirlerinin tavsiyesiyle bir hayli korka korka, pek de ümitli olmayarak, ihtiyar,şöhretsiz bir vezire, Köprülü Mehmed Paşa'ya mühr-i hümayunu verir (15 Eylül1656). Köprülü'yü istediği selahiyetlerle donatır ve naibelikten şan ve şerefiçinde çekilir. 29 yaşındadır ve oğlu IV. Mehmed artık 15 yaşına gelmiştir.Fakat II. Selim tipinde, devlet işlerine karışmak istemeyen bir hükümdardır. Bütünselahiyet Köprülü Mehmed Paşa'da toplanır. Böylece 1683'e kadar 27 yıl sürecekKöprülüler devri başlar ki, bazı tarihçilerce hatta Kanunî devri ile mukayeseedilmeye lâyık görülen bir şan ve şevket devridir.

Felaket Seneleri

1683-1699 büyük savaşına Felaket Seneleri denir.Bu yıllarda Türkiye, tek başına kudretli bir koalisyonla savaşmıştır. Almanyaİmparatorluğu, Rusya imparatorluğu, Polonya krallığı ve Venedik Cumhuriyeti, bukoalisyonun büyük devletleridir. Bunlara, Türkiye'nin hemen daimî denecek şekildeharp halinde bulunduğu İspanya krallığı ile bir sürü orta ve küçük boyda devletde eklenebilir.

En büyük cephe Alman-Türk harbinini cereyan ettiği Macaristan idi. 1684 kuşatmasınısavuşturan Budin, 18 Haziran 1686'da Müttefiklerce yeniden kuşatıldı ve çokşiddetli bir savunmadan sonra 2 Eylülde düştü. Şehirdeki (Budapeşte) bütünTürkler kılıçtan geçirildi. Bir kısmı Tuna yoluyla kaçabildi. Budin BeylerbeyisiVezir Abdurrahman Abdi Paşa, şehitler arasında idi. Şehirdeki 81 cami ve bu adedeuygun binlerce Türk bayındırlık eseri temellerine kadar tahrip edildi.

161 yıl önceKanûnî'nin Macaristan'ı kazandığı Mohaç sahrasında geçen meydan muharebesinde (12Ağustos 1687) Türk ordusu bozuldu. Macaristan'ın büyük kısmı Almanlarca işgaledildi. Diğer cephelerde de durum iyi değildi. Venedikliler, Atina'yı (25 Eylül 1687)ve Mora'yı aldılar. Yalnız Polonya ordusu Kamaniçe'de bozuldu (3 Eylül 1687). IV.Mehmed tahttan indirildi. 46 yaşında idi ve 39 yıldan fazla bir zamandan beri tahttabulunuyordu. Yerine sırasıyla kardeşleri III. Süleyman (1687-1691) ve II. Ahmed(1691-1696) geçti.

Almanya cephesinden kötühaberler gelmekte ve İstanbul'u alt üst etmekte devam etti. Eğri (14 Aralık 1687),İstolni-Belgrad (6 Eylül 1688) düştü. 1688'de bugünkü Macaristan'ın hemen hementamamı kaybedilmiş bulunuyordu. Bozgun devam etti. Belgrad (8 Eylül 1688), Banyaluka (4Eylül), Zvornik (4 Ekim) birbiri ardı sıra Almanların eline geçti. III. Süleymansefer-i hümayuna çıkmaya karar verdi. Edirne'den Sofya'ya geldi (6 Haziran-25 Haziran1689). Fakat ileri gitmedi. Batucina ve Niş'te Türk orduları Almanlarca bozuldu (30Ağustos ve 24 Eylül 1689). Çare olarak Köprülüzade Fazıl Ahmed Paşa, sadaretegetirildi (25 Ekim 1689). Köprülü Mehmed Paşa'nın ortanca oğlu ve KöprülüzadeFazıl Ahmed Paşa'nın kardeşi idi. Sert tedbirler aldı, sefere çıktı (13 Temmuz1690) ve Belgrad'ı geri aldı. Bu sırada Almanlar Erdel'i de işgal ettiler (4 Aralık1691). Köprülüzade Almanlar üzerine ikinci seferine hareket etti (14 Haziran 1691).Fakat Salankamen'de şehit olması üzerine Ordu-yı Hümayun bozuldu (19 Ağustos).

Venedikliler Girit'e askerçıkarmak istediler. Fakat defedildiler (28 Ağustos 1692). Ama Sakız adasını işgaledebildiler (21 Eylül 1694). Bu günlerde IV. Mehmed'in büyük oğlu II. Mustafaamcasının ölümü üzerine tahta çıktı (6 Şubat 1695). Vesir Mezomorta HüseyinPaşa Venedik donanmasını Sakız Boğazı ve Koyun Adaları açık deniz muharebelerindeard arda iki defa bozdu (9 ve 18 Şubat 1695) ve Sakız'ı geri aldı (22 Şubat). Yera'daVenedik donanmasını bir defa daha bozdu (19 Eylül).

Bozgunlar ve Nizamı Cedit 

Rusya ile 1768-1774 savaşı, Osmanlı Devleti'ninhayatında bir dönüm noktasıdır. Zira ilk defa olarak bir devlete yenilecektir.Birinci sebep, ordunun tamamen bozulması, yeniçeri ocaklarının kaldırımkabadayıları haline gelmeleri, bu disiplinsiz sürünün savaşta hiçbir işeyaramamasıdır. Mora'ya çıkan düşmanı bertaraf eden Türkler( 1770 baharı), KartalMuharebesi'nde (1 Ağustos 1770) bozuldukları gibi, Çeşme'de Türk Donanması'da ağırzayiata uğradı (6/7 Temmuz 1771). III. Mustafa kahrolarak öldü. 1770 yılıortalarından itibaren artık Türkiye, dünyanın birinci devleti değildi. İngiltere,Fransa ve Rusya'nın Türkiye'den güçlü oldukları ortaya çıkmıştı. KaynarcaAnlaşması (21 Temmuz 1774) harbe son verdi. Kırım'a güyâ istiklal verildi. Bazıbağlarla Türkiye'ye bağlı olmakta devam ediyor, gerçekte Rus nüfuzuna düşüyordu.Karadeniz artık Türk gölü değil, Rusya ile ortaklaşa kullanılacak bir denizdi.Kırım dışında Osmanlı Devleti mühim bir toprak kaybına uğramıyordu. Fakatprestij kaybı çok büyüktü.

İran'la 4 yıllık neticesiz bir savaş yapıldı (1775-1779). 9 Temmuz 1783'teRusya'nın Kırım'ı ilhak etmesi, çok büyük kriz ve Türkler'de Ruslara karşısönmez bir milli kin uyandırdı. Zira Kırım, 1500 yıllık Türk yurdu idi. Yüzbinlerce Kırımlı Türk, Ruslarca kılıçtan geçirilmiş, topraklarındansürülmüş, açlık ve sefaletle ölüme terk edilmiş, canlarını kurtarabilenlerOsmanlı topraklarına sığınmışlardı.

Türkiye'nin Polonya'nınezilmemesi ve Doğu Avrupa'da dengenin bozulmaması için göze aldığı 1768-1774savaşının sonucu Türk-Rus çekişmesi olmayacağı aşikardı. Yeni bir Rus savaşıbaşladı (13 Ağustos 1787). Almanya (Avusturya), Rusya'nın yanında Türkiye'ye karşıbu savaşa girince (9 Şubat 1788) denge, Osmanlıların aleyhine iyice bozuldu. FakatSadrazam Koca Yusuf Paşa, Şebeş'te Alman ordusunu ezdi; İmparator II. Joseph, zorluklacanını kurtardı. Türkler, derinlemesine Alman topraklarını tahrip ettiler (21 Eylül1788). Almanları durduran Türkler, Ruslara döndüler. Fakat Ruslar karşısındadevamlı yenildiler. Odesa yakınlarında Özü Kalesi düştü (17 Aralık 1788); 80,000kişilik ordusuyla kaleye geren Prens Potemkin, 25000 Türk asker, sivil, kadın veçocuğunu boğazladı. Bu tafsilatı anlatan sadaret arîzasını okuyan I. Abdülhamit'eteessüründen elinde kağıt olduğu halde inme indi ve birkaç gün sonra öldü.

III. Mustafa'nın oğlu, I.Abdülhamit'in yeğeni genç III. Selim (1789-1807) tahta geçti. Ziştovi Sulhu (4Ağustos 1791) ile Almanya, Yaş Sulhu ile (9 Ocak 1792) Rusya savaşına son verildi.Bütün gayretlerine rağmen bu iki düşman üzerinde başarı elde edemeyen, Fransızİhtilali kargaşalığı içinde fazla toprak da kaybetmeyen III. Selim, bu düzensizordu ile hiçbir şey yapılamayacağının anlayarak savaştan çıkıyordu, Hotin'imuhafaza ediyor, Odesa ve çevresini Rusya'ya terk ediyordu. Bu andan itibaren bütüngayesi, devlet müesseselerini, başta imparatorluğun teminatı olan ordu ve donanmabulunmak üzere yeniden düzenleme noktasında topladı. III. Selim'in bu reformlarınıntopuna birden "Nizam-ı Cedit = Yeni Düzen" denmektedir. 24 Şubat 1793'teresmen başlamıştır. 1807'ye kadar 14 yıl devam eder.

Yenileşme Hareketleri ve Tanzimat

Türkiye'nin yenileşme tarihini Tanzimat (1839) ilebaşlatmak tamamen yanlıştır. Bu tarihi 13 yıl öncesine, Vak'a-i Hayriyye'ye (1826)almak çok daha doğrudur. Zira radikal inkılapları II. Mahmut, 1826-1839 arasındayapmıştır. Tanzimat, bu inkılapların neticesidir ve esasen II. Mahmut tarafındandüşünülmüş, onun ölümü üzerine, onun adamı olan Reşit Paşa tarafından tatbikmevkiine konulmuştur. Bütün müesseselerde asırlardan beri süregelen düzenindeğiştirildiği bu 1826-1839 devresinde II. Mahmut, aynı zamanda çok büyük dışzorluluklar içindeydi. Hatta Türkler, bütün tarihleri boyunca maruz kaldıkları enkritik birkaç devreden birinde idiler.

Yunan ihtilalini yeniden başlatmak için İngiliz, Fransız, Rus müttefik donanmaları,Türk donanmasını, Navarin limanında basıp yakarlar (20 Ekim 1827). Rusya, resmen harpilan eder ve Prut'u aşarak Türk topraklarına girer (8 Mayıs 1828). II. Mahmut'undonanması yakılmıştır. Kapıkulu ocaklarını ilga ettiği için ordusu da yoktur.Avrupa usulünde yeni ordusunu yetiştirmek için bir kış Rami kışlasında taş odadayatıp kalkar; basit bir albay gibi çamur içinde yeni birliklerin yetişmesine nezareteder ve talimlere çıkar. Bir buçuk yıldan az süren Rusya harbine Edirne Anlaşması(15 Eylül 1829) son verilir. Türkiye'nin dostu yoktur. İngiltere ve Fransa'ca da tazyikedilmektedir. Mesela Fransa, Yunan asilerini desteklemek üzere Mora'ya bir ordugönderir.

EdirneAnlaşması'nın şartları ağır olur ve Türk İmparatorluğu ağır kayıplara uğrar:Kafkasya'da Kuban ırmağından Batum'a kadar olan bütün Doğu Karadeniz kıyı şeridi(Batum hariç), Rusya'ya bırakılır. Bu suretle Rusya, Karadeniz'in kuzeykıyılarından sonra doğu kıyılarını da elde etmiş olur. Türkiye ancak güney vebatı kıyılarını da elde etmiş olur. Türkiye ancak güney ve batı kıyılarınıelde tutabilir. Babıali, Gürcistan'ın Rusya'ya ait bulunduğunu kabul ederek bu ülkeüzerindeki haklarından vazgeçer. Eflak (Güney Romanya), Boğdan (Moldovya), Sırbistanprensliklerinin iç muhtariyetleri yeni imtiyazlarla genişletilir ve adeta Rusya'nınkefilliğine verilir. Türkiye, çok büyük bir savaş tazminatı öder (11,500,000altın).

Bununkarşılığında Ruslar, ordusuz ve donanmasız Türkiye'den ilk defa işgal ettikleriRomanya, Bulgaristan, Edirne, Kars, Erzurum gibi yerleri boşaltıp iade ederler. Buağır tazminatla Türkiye sarsılır. Bu suretle Çar, çok mutaassıp bir Türkdüşmanı olan I. Nikolay, şahsiyetini çok kıskandığı Sultan Mahmud'u birçokreform projesini maddi şekilde gerçekleştirebilmek imkanlarından mahrum eder. BirYunanistan kurulması da bu anlaşma ile temin edilir ve 24 Nisan 1830'da II. Mahmut,bütün varlığıyla karşı koyduğu Yunan istiklalini tanımak zorunda kalır. KurulanYunanistan, Balkanlar'ın ilk müstakil devletidir.

Bu günkü Yunanistan'ınüçte biri kadar büyüklükte (49,424 km2), 1,000,000 nüfuslu fakir bir krallık olarakortaya çıkar. Kendisini yaratan Rusya, İngiltere ve Fransa'ya sığınıp onlarıkışkırtarak büyümek idealini, kurulduğu andan beri yürütmeye başlar. Önce Morave Kiklad adalarından müteşekkil ve Sırbistan gibi Türkiye'ye tabi bir Yunanistanyapmak isteyen Büyük Devletler, sonradan Babıali'yi Attika yarımadası ile Eğribozadasını da bu devlete vermeye ve yeni devletin tamamen müstakil olmasına zorlarlar.

Tanzimat

Bazı hataları olmakla beraber çok milliyetçi,oldukça muhafazakar bir hükümdar olan Abdülaziz Han, modern bir ordu ve üstün birdonanma için büyük para harcar. Bu arada muazzam saraylar da yaptırır. İngiltere veFransa'dan sonra dünyanın 3. büyük, modern, zırhlı donanmasına sahip olur ve Türktersanelerini modern zırhlı yapacak şekilde düzenletir. Bu donanma ile Kırım'ı gerialmak istediği söylenir. İngiltere ve Fransa'dan alınan dış borçlarla Türkmaliyesi, iflasın eşiğine gelir. Rusya'nın kışkırttığı Panslavist ajanlar,Balkanlar'daki Türk topraklarını karıştırır. Bu ortamda, padişaha şahsen düşmanolan birkaç akılsız devlet adamı, Sultan Aziz'i tahtan indirirler (30 Mayıs 1876).Yeğeni (I. Abdülmecit'in büyük oğlu) V. Murat tahta geçer. Türk devleti, son derecebüyük bir kargaşalığa düşer. 5 gün sonra Sultan Aziz bilekleri kesilmiş haldeölü bulunur. Darbeyi yapanlar, intihar olduğunu savunurlar. İntihara delalet edenemareler çok azdır. Padişahın sarayı ve serveti yağmalanır. Darbeyi meşrutiyetilan etmek için yaptıklarını iddia edenlerin yalnız ikisi gerçektenmeşrutiyetçidir. Diğerleri bu rejimin o zamanki imparatorluğa tatbik edilmeyeceğinibilenler veya koyu müstebid tabiatta bulunanlardır.

Amcasının tahttan indirilmesi ve ölümü,Çerkes Hasan Vak'ası, V. Murat'ın dengesini bozdu. 93 günlük Osmanlı tarihinin enkısa saltanatından sonra mecburen tahttan indirildi. 36 yaşında idi ve daha 28 yılÇırağan Sarayı'nda yaşacak, zaten kısa müddet sonra iyileşecektir. Kardeşi II.Abdülhamit (1876-1909) tahta geçti.1876, Türkiye tarihinin gerçek dönümnoktalarından biridir. Sultan Aziz'in tahtan indirilmesi ve birkaç gün sonra,münakaşası asla bitmeyecek karanlık bir tarzda ölümü bütün ümitlerinbağlandığı genç V. Murat'ın 3 ay içinde tahttan alınmak mecburiyetinde kalması,Meşrutiyet münakaşaları, düşünülen yeni rejimin, milliyetler mozaiği halindekiOsmanlı İmparatorluğu'nda tatbik kabiliyeti olup olmadığı, Türk devleti içinhayati problemlerdi. Dışarıda, Rusya ile kaçınılmaz savaş yaklaşıyordu.Balkanlar'da birkaç eyalet, kan, ateş, isyan ve huzursuzluk içindeydi. Böyle birsavaşta ezilecek olan Türkiye'nin artık tamamıyla azgınlaşan bir Avrupa emperyalizmiile karşı karşıya, birçok millî menfaatini kaybedeceği muhakkaktı. Avrupamedeniyeti ile olan mesafe, artık kapatılması fazla ümit edilmeyecek derecedeaçılmıştı.

Gerçi 1876'da Japonyahenüz büyük inkılabının yapmamıştı ve 1876 Türkiyesi ile uzaktan bile mukayeseedilemeyecek derecede geri bir devletti. Ancak böyle bir inkılabı gerçekleştirecekcoğrafî pozisyona, milli birliğe sahip bulunuyordu. Türk İmparatorluğunun coğrafîpozisyonu ise, bütün istilalara, yabancı müdahalelere açıktı. Milli birlik yoktu.Gayri Türk eyaletler, Avrupa devletlerinde olduğu gibi sömürge muamelesi görmüyor,ana vatanın birer parçası sayılıyordu. Devamlı dış baskılar ve bitip tükenmekbilmez savaşlar, Türkiye'nin kalkınmasını, ümitsiz bir ortama itiyordu.

1871'de Ali Paşa'nınölümüyle, Tanzimat'ın güzel esasları bozulmuştu. Bu durumda bütün yollar, şahsibir diktatörlüğe açık bulunuyordu. Bu diktatörlük, bizzat devletin sahibi sayılanpadişahın şahsında tecelli edecektir. II. Abdülhamid'in, devlet idaresiniBabıali'den Saray'a alan 30 yıllık şahsi idaresi için şartlar, 93 Bozgunu ilebüsbütün olgunlaşacaktır. 1876'yı hemen takip eden yıllarda dağılacak ve Avrupaemperyalizminin zirvesine eriştiği anda parçalanacak bir Türk imparatorluğununhayatının 30 yıl uzatılması, palyatif bir tedbir mahiyetinde olsa bile, sonsuz millimenfaatler sağlıyordu. Bu menfaatlerden ve zamanın Avrupa emperyalizmi aleyhineişlemesinden faydalanılabildiği takdirde, imparatorluk, belki daha dar bir çerçeve vedaha yeni müesseselerle devam edebilirdi. Bu faydalanma imkanı kullanılamadığıtakdirde tarihin son Türk imparatorluğu, dağılmaya mahkumdu.

İkinci Meşrutiyet ve Balkan Savaşı

Önce İttihatçılar, açıkça iktidarı elealmadılar. Nazırlar, Sultan Hamit rejimi vezirlerinden seçildi. İmparatorlukta sevinçbüyüktü. Türkler, hürriyet için, imparatorlukta ekseriyet olan azınlıklar ise,başka manada hürriyet için seviniyorlardı. Ancak İttihatçılar'ın hatasıyüzünden Bulgaristan Prensliği (96,345 km2, 4,338,000 nüfus ) istiklalini,Türkiye'den ayrıldığını, hükümdarının bundan böyle "kral" sanınıtaşıyacağını ilan etti. Aynı gün (5 Ekim 1908), Bosna-Hersek eyaleti (51 564 km2,1,932,000 nüfus), Avusturya-Macaristan İmparatorluk - krallığında ilhak edildi veTürkiye'den ayrıldı. Yunanistan da furyaya katılıp Girit eyaletini (8,379 km2,344,000 nüfus) ilhak etmek istediyse de muvaffak olamadı. Babıali, 7,5 milyon altıntazminat karşılığında bu ilhakları tanıdı ama, artık herkesin ağzının tadı dakaçmış oldu.

Bu hava içinde çeşitli ilkellik ve yolsuzluklarla seçimler yapıldı. Meclis-iMebusan, II. Abdülhamit tarafından açıldı (17 Aralık 1908) 275 milletvekiliseçilmişti. Bunların 140'ı Türk, 60'ı Arap, 25'i Arnavut, 2'si Kürt, 48'igayrimüslim (23 Rum, 12 Ermeni, 5 Yahudi, 4 Bulgar, 3 Sırp, bir Romen) idi.

"31 Mart Vakası" denen13 Nisan 1909 olayında, İttihatçıların İstanbul'daki, 1. Orduya padişaha çoksadık diye - itimat etmeyerek Selanik'ten III. Ordu'dan getirttikleri nişancıtaburları, "şeriat istemek" sloganı ile ayaklandı. Subaylardan bir lideribile olmayan bu ayaklanmanın tertipçileri çeşitlidir. Padişahın hiçbir ilgisiyoktur. Fakat, II. Abdülhamit tahttan indirilmiş (27 nisan) ve maksatların enbüyüklerinden biri hasıl olmuştur.

II. Abdülhamit'in yerinekardeşi Sultan Reşat, "V. Mehmet" unvanıyla tahta geçirildi. 1911 sonunakadar -bazı isyanlara ve birçok tatsız olaya rağmen - oldukça iyi gidine durum,birden kararmaya başladı. Libya için Türkiye - İtalya savaşı çıktı (29 Eylül1911-15 Ekim 1912). Bu günkü Türkiye'den iki defadan fazla büyük bir ülke olanLibya'ya İtalyanların ani taarruzu, Türk İmparatorluğunu artık 1922 sonuna kadarbitmeyecek on bir yıllık felaketli bir savaşlar devresine soktu. Balkanlar'ınkarışması Babıali'yi Libya'yı İtalya'ya bırakmak mecburiyetine düşürdü.

8 Ekim 1912'de BalkanSavaşı patladı. Bulgaristan, Sırbistan, Yunanistan krallıkları ile Karadağprensliği, Rusya'nın desteği ile Türkiye'ye taarruza geçtiler. Savaş, hiçbeklenmedik şekilde Osmanlı İmparatorluğu aleyhine seyretti. Subayların İttihatçıve Halaskar diye ikiye ayrıldığı, feci askerî ve diplomatik hataların yapıldığısavaşı Türkler kaybetti. En büyük hata, birbirlerine Türk'e düşmanlıklarındanfazla düşman olan Balkan devletçiğinin, imparatorluğun dünkü vilayetlerininbirleşmesine hükümetin mani olmayışı idi. Bu birleşme olduğu taktirde bile Türkordusunun düşmanı kolayca ezmesi icab ediyordu. Düşman, yıldırım harbiyleÇatalca'ya kadar geldi. Adriyatik sahillerinden Meriç'e çekilen Türkler orada biletutunamadılar.

Yanya, İşkodra ve Edirnekaleleri kendini destanî şekilde savundu. Şükrü Paşa, 5 ay 5 gün kuşatmayadayandıktan sonra, Edirne'yi açlıktan Bulgarlar'a teslim etti. (26 Mart 1913). Savaşpatlayınca kim kazanırsa kazansın toprak değişikliğine rıza göstermeyecekleriniilan eden Büyük devletler, beklenmeyen Türk hezimeti karşısında, işgal edilentoprakların Balkanlılara terki için Babıali'ye her türlü baskıyı yaptılar. Busuretle imparatorluğun iki kanadından biri, Batı Türk'ünün iki anayurdunun ikincisi,Rumeli, 550 yıl sonra terk edildi. Milyonlarca göçmen gene yolları doldurdu ve yüzbinlercesi harcandı. Savaşın en ateşli demlerinde İttihat ve Terakki "BabıaliBaskını" (23 Ocak 1913) denen darbeyle hükümete el koydu. Fakat partiden birinihükümetin başına geçirmekten çekinerek, tarafsız sayılan Mahmut Şevket Paşa'yısadrazam yaptı.

Birinci Cihan Savaşı ve İmparatorluğun Sonu

1908-1914 arasında 6 yılda Türkiyeİmparatorluğu, yarı yarıya denilebilecek şekilde dağılmıştı. Son olarak 1914sonunda Türkiye, Cihan Savaşı'na girince, İngiltere de Mısır, Sudan ve Kıbrıs'ıilhak etti. Bu şekilde imparatorluğun elinde savaş sırasında bu günkü Türkiye,Irak, Suriye, Lübnan, Ürdün, İsrail, Yemen, Suudi Arabistan (Necid kısmı hariç)devletlerini teşkil eden ülkeler kalmıştı.

O devir Türk basınında "Harb-i Umumi" denen Birinci Dünya Savaşı, o ana kadar cihan tarihinin benzerinigörmediği genişlikte bir savaştır. Savaşın sebep ve menşeleri pek eski ve pekgirifttir. Almanya'nın denizlerde ve sömürgelerde İngiltere ile rekabetekalkışması, böyle bir şeye tahammül edemeyecek yapıda olan ananevî Biritanyasiyasetinin ne pahasına olursa olsun Almanya'yı ezmek istemesi, birinci CihanSavaşı'nın başlıca sebeplerinden biridir. Fransız-Alman rekabeti, Fransa'nınAlsace-Lorraine'i 40 yıldır unutamaması, gittikçe devleşen Almanya karşısında karaAvrupası'nda ikinci dereceye düşmesi de, mühim sebepler arasındadır.

Rusya'nın UzakDoğu'da Japonya tarafından durdurulmasından sonra yeniden Balkan siyasetinesarılması, Boğazları ele geçirmek için zemin hazırlamak istemesi, durmadan küçükBalkan devletlerini Türkiye ve Avusturya-Macaristan imparatorluklarına karşıkışkırtması, meselenin doğu cephesini açıklar. Nitekim Avrupa siyasî çevrelerindeBalkan Savaşı, dünya savaşının gerçek öncüsü olarak telakki edilmiştir.

Bir yandanAlmanya-Avusturya - İtalya'nın, öbür yandan İngiltere - Fransa- Rusya'nınbirbirlerine karşı gruplaşmaları, zaten dünyayı şüpheli bir geleceğe doğruitiyordu. Avusturya-Macaristan Veliahtı'nın Bosnasarayı'nda bir Sırp tedhişçisitarafından öldürülmesi bu imparatorluğun Sırbistan'a, onu koruyan Rusya'nın daAvusturya- Macaristan'a savaş açmasıyla sonuçlandı. Böylece bir cihan savaşı içinortam teşekkül etti. Avusturya'nın müttefiki olan ve Slav'lığın Cermen'liğiezmesine müsaade etmemesi tabii bulunan Almanya, Rusya'ya; Rusya'nın müttefiki olan vebu devleti yenen bir Almanya'nın Avrupa'da hakimiyet kuracağından korkan Fransa,Almanya'ya savaş açtı.

Belçika'nıntarafsızlığını ve bütünlüğünü garantilemiş, esasen Fransa ile Rusya'nınmüttefiki ve Almanya'nın düşmanı İngiltere'nin kıta savaşındaki rolünüküçümseyen Almanya, yıllardan beri savaş planını Rusya ve Fransa'yı yıldırımharbiyle ezmek üzere hazırlamıştı. Bunun için kuzeyden Belçika'yı çiğneyerekFransa'ya girmek icab ediyordu. Böylece Belçika ve Lüksemburg da, daha savaşın ilkgünlerinde merkezî imparatorlukların karşısında ve Müttefiklerin yanında yeraldı. Karadağ da, soydaşı Sırbistan'ı yalnız bırakmadı. Bütün bunlara rağmenAlmanya ve Avusturya, Birleşik Amerika savaşa katılmasaydı yenilmezlerdi. Heleİngiltere işe karışmasaydı, yahut İtalya, müttefikleri Almanya ve Avusturya'yaihanet edip müttefikler yanında savaşa girmeseydi, Almanya ve Avusturya'nın zaferikesin olurdu.

Ancak İngiltere savaşagirdikten ve İtalya, Almanya-Avusturya yanında savaşa katılacağınatarafsızlığını ilan edip niyetini belli ettikten sonra, Almanya-Avusturya için zaferşansı kalmamıştı. Ancak zararsız veya az zararlı bir netice tahmin edilebilirdi.Fakat aşağıda anılacak Marne başarısızlığından sonra, bu netice bile tehlikeyegirmiş ve Müttefiklerin harbi kazanacağı aşağı yukarı, daha savaşın başlangıcında anlaşılmıştı.

     ANA SAYFAYA DÖN   

KONUNUN BAŞINA DÖN

 
 
Z i Y A R E T C i - D E F T E R i
orhanyildiz.tr.gg
A N A - S A Y F A Y A - G i T
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=