İletişim Adresi

   
  ARTVİNLİ ORHAN
  Anadolu Beylikleri Sayfa 2
 


ANADOLU  BEYLİKLERİ  Sayfa - 2

Aydınoğulları Beyliği 

Aydınoğulları, BatıAnadolu'yu, Ege kıyılarını açan fâtih Türkmen beylerindendir. Gazi Umur Bey gibiTürkiye tarihinin büyük şahsiyetlerinden birini yetiştirmiştir. 1300'den 1390Nisanına kadar önce 90 yıl, 28 temmuz 1402'den 1425'e kadar sonra da 23 yıl, cem'an116 yıl sürmüştür. Nisan 1390'dan 28 temmuz 1402 'ye kadar Yıldırım Bâyezidzamanında 12 yıl, 3 ay, Osmanlı devletine katılmıştır. 1308'e kadarSelçukoğulları'na, 1335'e kadar İlhanlılar'a tabî, sonra müstakil olmuşlardır. 1308'den 1312'ye kadar da İlhanlılar'a tabî olan Germiyanoğulları'na tabî bulunmuşlardır. Zaten başlangıçta Aydın beyleri,Germiyanoğulları'nın hizmetinde idiler. 1403'te tekrar Osmanlılar'a tabî olmuşlar,bundan sonraki 22 yılda bazan tamamen Osmanlılar'a katılmışlar, bazan onlara başkaldırmışlardır. Bu devreyi, Cüneyd Bey temsil eder.

Aydınoğulları Beyliğibilindiği gibi, Selçukluların uç beyliği olarak Aydın Bey tarafından kurulmuştur.1308'den 1335'e kadar İlhanlılara tabi olmuş, daha sonra bazen bağımsız, bazenOsmanlılara tabi olarak yaşamışlardır. Aydın, İzmir'in bazı havzaları, Alaşehir,Salihli ve dolaylarında hüküm sürdüler. Bu beyliğin en ünlü hükümdarı Gazi UmurBey idi. Kuvvetli bir donanma ile Adalar Denizine (Ege) hakim olmuştu. 1425'te Osmanlıtopraklarına katıldı.
Bu beyliğin en önemli iskelesi Ayaslug (Selçuk) idi. Burada hazırlanan donanma ileetrafa baskınlar yapıyordu. Nitekim Mehmed Bey'in oğlu Umur Bey donanma ile Sakız,Bozcaada, Semadirek adası, Gümülcine havalisi, Adalar Denizi ve Mora sahillerinebaşarılı akınlar yapmış ve sahil İzmirini ele geçirmişti (1328). Onun bubaşarılı faaliyetleri babasının ölümünden sonra beyliğin başına geçmesinezemin hazırladı (1334).

Umur Bey, Saruhanoğlu SüleymânBey ile birlikte Yunanistan ve Mora'ya sefer yapmış, sayısız esir ve ganimetlerleİzmir'e dönmüştü (1335). Umur Bey Bizans ile dostça geçinmiş, onların seferlerinekatılarak Karadeniz'e çıkmış, Kili ve Eflak ülkelerini yağmalamıştı (1339-40).

Ayrıca Bizans'taki tahtmücadelelerine de karıştı. Aydınoğulları donanmasının Ege Denizi'ndekifaaliyetleri karşısında, Rodos şövalyeleri ticaretin aksamaması için İzmir'ivermek şartıyla Umur Bey ile anlaşmaya razı oldular, fakat bu anlaşma Papatarafından tasdik edilmedi. Gazi Umur Bey bu sebeple İzmir'i zabtetmek isterken şehiddüştü (1348).

Onun hükümdarlık süresi Aydınoğulları için her yönden önemli gelişmeleringörüldüğü parlak bir devre olmuştur. Umur Bey'in kardeşi Hızır Bey, ağabeyi gibifaal ve cesur bir hükümdar olmadığından Latinler ile ağır şartlarla bir anlaşmaimzalamaya mecbur kaldı. Bundan sonra Aydınoğullarının faaliyeti durmuş ve beylikçökmeğe yüz tutmuştu. Kosova savaşında (1389), Osmanlı ordusunda bulunanyardımcı kuvvetler arasında Aydın oğullarınkiler de vardı. Bu savaşta Sultan I.Murad'ın şehit düşmesi üzerine Yıldırım Bayezid sultan olmuş, fakat ona karşıKaramanoğullarının teşviki ile Anadolu beyliklerinde bir hareket başlamıştı. Buharekete Aydınoğulları da katıldı. Yıldırım Bayezid'in beylikleri itaat altınaalmak için çıktığı Anadolu seferinde Aydınoğulları Beyliği Osmanlılara tâbioldu (1390).

Aydınoğlu Gazi Umur Bey 

XV, asırda şair Enverî tarafından "Düstûr-Nâme"de hayatı destanlaştırılmış bir şiirdiliyle anlatılan Gazi Umur Bey, Türk teşebbüs ve kabiliyetinin mükemmelörneklerinden biridir.İzmir, 1076'da Türkiye devletinin kurucusu Anadolu Fâtihi I.Süleyman Şâh tarafından fethedilmişti. Çaka Bey'e verilen İzmir, bu Türk beyininbüyük deniz proje ve teşebbüslerine sahne oldu. Umur Bey, 2,5 asır sonra bu proje veteşebbüsleri tekrar ele almıştır. Bizans, 1097'de İzmir'i de İznik ve Batı Anadolugibi Türkler'den geri aldı. Şu halde İzmir'de ilk Türk hâkimiyeti, ancak 21 yılsürmüştür. İşte Aydınoğlu Umur Bey, 1320'de İzmir'i tekrar fethetmiştir. Şusuretle 223 yıl daha İzmir, Hıristiyanlar'da kalmıştır.

28 ekim 1344'te bütünAvrupa devletlerinin birlikleri tarafından desteklenen Rodos'taki Saint-JeanŞövalyeleri, İzmir'i bastı; Aydınoğulları'nın tersane ve donanmalarını yaktı.Liman, Şövalyeler'in eline geçti. Fakat yukarı kale, Türkler'in elinde kaldı. Busuretle şehir, "Müslüman İzmir" ve "Gâvur İzmir" diye ikiyebölündü ve 1403'ün ilk günlerinde Timur'un Şövalyeler'i kovmasına kadar tam 59yıl bu vaziyet devam etti.

Umur Bey, Avrupa siyasetâlemine faal bir şekilde iştirak etti. 1328-29'da, yanında Cüneyd Bey'in babasıİbrahim Bahâdır Bey olduğu halde, Bozca Ada'ya çıktı. 1330'da Geliboluyarımadasına ayak bastı. 1332'de 75 gemisi ile Semendirek adasını bastı ve BatıTrakya'da Gümülcine'ye asker çıkardı. Gene aynı yıl, 250 parçalık büyük birdonanma ile Adalar, Ağrıboz ve Yunanistan'a asker çıkardı ve ilk defa Ege denizinidoğudan batıya geçmiş, Yunan karasında, Attika'ya ayak basmış oldu. 1333'te 170parça donanma ile Mora'ya çıktı. 1333'te Saruhanoğlu Süleyman Bey'le müttefikanYunanistan'a ve Mora'ya sefer yaptı. 1336'da Foça'da İmparator Kantakuzinos'labuluştu. 1338'de tekrar Yunanistan'a ve Ege Adaları'na sefer yaptı. 1339'da Eflâk yaniRomanya seferine çıktı ve bu suretle Balkanlar'ın kuzeyine kadar erişti. 1342'deGirit ve Kıbrıs sahillerini vurdu. 1345'te Makedonya'ya asker çıkardı; bu seferde,müttefiki Saruhanoğlu Süleyman Bey, şehit düştü.

Osmanoğulları,Süleyman Paşa ile kardeşi I. Murad, şehit Aydınoğlu Umur Bey'le şehit SaruhanoğluSüleyman Bey'in izlerini adım adım takip etmişler ve onların teşebbüslerinitaçlandırmışlardır. Bulgaristan krallığı ile başa çıkmaktan âciz kalan Bizansimparatoru İoannis Kantakuzinos, Umur Bey'den imdat istemişti. Umur Bey, 32 harb gemisive 29.000 askerle Avrupa kıt'asına ayak bastı. Dimetoka'yı Bulgarlar'dan alıpmüttefiki İmparator'a verdi. Ertesi yıl, 1342'de İmparator, rakibi Paleologoslar'akarşı tekrar Umur Bey'den yardım istedi ve bu suretle Türk hükümdarını, Bizans'ındahilî işlerine karıştırmış oldu. Aydınoğlu, Rumeli'ne geçip İmparator'aistediği yardımı yaptı. Bunlar, Müslüman Türkler'in Rumeli'ne ilk ayakbasışlarını teşkil eder.

1348'de Gâvurİzmir'i Şövalyeler'den geri almak istiyen Umur Bey, kalenin önünde düşmantarafından şehîd edildi. Onun şehâdeti, Rumeli'ndeki projelerini yarıda bıraktı.Bıraktığı yerden, Osmanoğlu Şehzade Süleyman Paşa devam etmiştir. Daha 1344'teİmparator, tekrar Umur Bey'den yardım istediği zaman, Aydınoğlu, İzmir meslesiyleuğraşmakta olduğundan, müttefiki İmparator'a Osmanoğlu Orhan Gazi'ye başvurmasını tavsiye etmişti. Donanması Haçlılar tarafından yakıldıktan sonra UmurBey, komşuları Menteşeoğulları, Saruhanoğulları, Karasıoğulları'ndan tedarikedebildiği gemilerle acele yeni bir donanmaya sahip olmuştu. Bu donanmayla Geliboluyarımadasına çıktı, Vardar vadisini taradı. Bulgar kuvvetlerini yok etti. BatıAnadolu Türk Beylikleri, yani Osmanoğulları, Aydınoğulları, Menteşeoğulları,Saruhanoğulları ve Karasıoğulları, müttefikan takibine muvaffak oldukları siyasetyüzünden büyük başarı kazanmışlardır. Bunlardan Osmanoğulları'nın donanmalarıyoktu; ancak 1345'ten sonra Karasıoğulları'nın pek de ehemmiyet arzetmiyen denizkuvvetlerine sahip oldular. Fakat Aydın ve Menteşe donanmaları çok güçlüydü ve EgeDenizi'ne hâkimdi.

Ankara Savaşı'nda(1402) Osmanlıları mağlûp eden Tîmûr tarafından ülkelerin kendilerine iade edilenbeylikler arasında Aydınoğulları da bulunuyordu. Bu devrede en çok Cüneyd Bey(1405-1426) faaliyetleri ile dikkati çekmektedir. Cüneyd Bey fetret devrinde Osmanlışehzâdeleri arasında saltanat mücadelelerine katıldı. Onun bu davranışı beyliğinsonunu hazırlayan sebeplerden biri oldu. Neticede Osmanlı sultanı II. Murad'ıngönderdiği bir ordu Aydınoğulları Beyliği'ni ortadan kaldırdı (1426).

Aydınoğullarındanbazı sanat eserleri zamanımıza kadar mevcudiyetlerini korumuştur. Bunlardan enönemlileri Mehmed Bey'in yaptırdığı Birgi'deki Ulu Câmii ile Selçuk'da 1374'deyapılan İsâ Bey Câmii'dir.

Candaroğulları (veya İsfendiyaroğulları)
Beyliğin kurucusu Demir Yaman Candar Bey' Oğuzların Kayı boyundandır. Beyliğin 8. beyi İsfendiyar Bey'densonra (1392'den itibaren) itibaren hanedan İsfendiyaroğulları olarak anılmıştır.Beyliğin asıl adı Cândâroğulları Beyliği'dir. Fakat sonradan hanedana sonhükümdarlarına göre Kızıl-Ahmedlular diyen tarihçiler de vardır.

Ankara Ahi Beyliği

Ankara'yı merkez edinen veşehirle civarında teşekkül eyliyen Ahi hükümeti, bir derviş-esnaf cumhuriyeti olup,bir bakıma Ortaçağ İtalyan site cumhuriyetlerine benzemektedir. Takriben 1290'dabaşlamış, 1354'e kadar aşağı yukarı 64 yıl devam etmiştir. 1308'e kadarSelçukoğulları'na, 1335'e kadar İlhanlılar'a, sonra Eretnaoğulları'na, nihayetKaramanoğulları'na bağlanmıştır, hiç bir zaman tam müstakil olmamışlardır.1354'te Osmanoğlu Gazi Süleyman Paşa (Rumeli Fâtihi olan Velîahd-Şehzâde),Ankara'yı fethetmiş, Osmanlı devletine bağlamıştır. Bir ara Ankara,Karamanoğulları'nın eline geçmişse de, hemen yetişen Süleyman Paşa'nın kardeşiI. Sultan Murad, Ankara'yı kesin şekilde almıştır.

Candaroğulları,devamlılık ve Osmanlılar'la son derece sıkı münasebetleri bakımından mühim birbeylik kurmuşlardır.1291-1461 arasında 170 yıl sürmüştür. Karamanoğulları'ndansonra, Dulkadıroğulları ile beraber en devamlı Türkmen beyliği Candarlılar'dır.1308'e kadar Selçuklular'a, 1335'e kadar İlhanlılar'a tabî olan Candaroğulları, butarihten 1383'e kadar 49 yıl istiklâl kazanmışlar, 1383'te Osmanoğlu I. Murad'a tabîolmuşlardır. 1392'den 1402 ye kadar 10 yıl, alelade Osmanlı valisi durumunadüşmüşler, Ankara felâketinden sonra tekrar istiklâl kazanmışlar, fakat 1413'tetekrar Osmanlı tâbiiyetine girmişler, 1417'de ve sonraki yıllarda bu tâbiiyetbağları gittikçe artmıştır.

1459-1461 arasında geneOsmanlı valisi vaziyetinde kalmışlardır. Osmanoğulları ile Candaroğulları'nınkanı o derece karışmıştır ki, Candaroğulları, nadiren Osmanlılar'a muhalif birsiyaset takip edebilmişler, ekseriya onlarla müttefikan hareket etmişler, birçokCandaroğlu doğrudan doğruya Osmanlı hizmetinegirmiştir.

Beylik, Kastamonu, Sinop,Samsun, Cankırı, Zonguldak vilayetlerinde hüküm sürüyordu. Osmanlı sarayı ilesıkı bir akrabalık bağı kurmuşlardı. 1461'de Osmanlı Devleti'nebağlandı.Türkiye Selçuklu Sultanı II. Gıyâseddîn Mes'ûd, taht mücâdelelerisırasında Çobanoğullarının karıştığı bir savaşta esir düşmüş, fakat sonrakurtarılmıştı (1292). Sultan Mes'ûd, kurtarılması sırasında yararlığıgörülen Şemseddîn Demir Yaman Candâr'a Kastamonu ve havalisini vermiş ve böylece bubeyliği kurulmuştu.

Ama bu hibe işe yaramadıçünkü bu sırada Çobanoğullarından Hüsâmeddîn Bey Kastamonu'yu elindebulunduruyordu. Şemseddîn Yaman Candâr'ın yerine geçen oğlu Süleymân Paşa ânibir baskınla Kastamonu'ya sahip oldu. Daha sonra Sinop şehri de Candaroğullarıtopraklarına ilhak edildi (1322). Bir süre sonra taht mücadelesi sebebiyle beyliğinikiye ayrıldığını görüyoruz. Osmanlıların yardımı ile Süleymân-şâh 1384'denitibaren Kastamonu'ya hâkim olmuş, rakibi Celâleddîn Bayezid ise Sinop'a çekilmekzorunda kalmıştı.
II. Süleymân-şâh Osmanlılar ile dost geçindiyse de, bu dostluk YıldırımBayezid'in ilk yıllarına kadar devam etmiştir.

Yıldırım BayezidAnadolu'daki Tükr birliğini sağlama yolundaki çalışmaları sırasındaCandaroğulları topraklarına sahip olmuş, fakat Sinop'da Candaoğulları Beyliğinidevam ettirmiştir. İsfendiyar Bey Ankara savaşından (1402) sonra Timur'unhâkimiyetini tanıdı. Bunun karşılığında da eski Candaroğulları topraklarıkendisine verildi, böylece Kastamonu'ya yeniden hâkim oldu.

Osmanlı şehzâdeleriarasındaki saltanat mücadelesi sırasında tedbirli bir politika takip ederek, herdefasında bu şehzâdelerden birisini destekledi. Bu mücadele sonunda duruma hâkim olanÇelebi Mehmed ile dost geçindi. Çelebi Mehmed'e Karaman ve Eflak seferlerinde oğluKasım Bey idaresinde yardımcı kuvvet verdi (1417).Fakat Kasım Bey geri dönmeyerekÇelebi Mehmed'den Candaroğullarına ait bazı yerlerin kendisine verilmesini istedi.Neticede Kasım Bey bu arzusuna kavuşmuş, İsfendiyar Bey de Osmanlılara tâbiolmuştu. Ancak Sultan II. Murad Osmanlı tahtına çıktığı zaman (1421) meydana gelenkarışıklıklardan istifade eden İsfendiyar Bey oldu ve Kasım Bey'in elindekitoprakları ele geçirdi.II. Murad, şehzâde isyanları bastırıp duruma hâkim olduktansonra İsfendiyar Bey üzerine yürüdü. İsfendiyar Bey yeniden Osmanlılara tâbi oldu(1423-4) ve bundan sonra da onlarla dost geçindi.

CandaroğullarıBeyliği Fatih Sultan Mehmed devrine kadar varlığını sürdürdü. Fatih Trabzon seferidönüşünde Kastamonu ve Sinop Osmanlı topraklarına katılarak CandaroğullarıBeyliği'ne son verildi (1462).Candaroğulları beyleri çeşitli eserlerle ülkeleriniimâr etmişlerdi. Bu devreden Kastamonu'da İbn Neccâr Câmii ve altı yapıdan ibaretbir külliye olan İsmail Bey İmâreti en önemli eserler olarak göze çarpmaktadır.Candaroğulları beyleri sanat adamlarını da himaye etmişler ve kendi adlarınaçeşitli Türkçe eserler yazdırmışlardır. Candarlılardan İsmail Bey (1443-1461)"Hulviyât-ı Şâhî" isminde büyük bir eser yazmıştır.

 

Ankara, garip bir tecelliolarak 570 yıl kadar sonra, bu kere çok büyük bir Türk cumhuriyetine başkentolmuştur. Türkler'de cumhuriyet idaresi Atatürk'ten önce tamamen meçhul olduğuiçin, Ahi Cumhuriyeti dikkate değer. Ahiler, teşkilâtlanmış ve tasavvufî dervişlikesaslarına dayanan esnaf loncası başkanlarıdır. Osmanlı devletinin kuruluşundarolleri mühimdir. Bununla beraber Ahi cumhurreislerinin, aynı aileden geldiklerianlaşılıyor. Ahi Şemseddin Yusuf Efendi'nin ailesi, çok nüfuz kazanmış olacaktır.Oğulları Ahi Hüseyin Efendi ile Ahi Kemâleddin Hasan Efendi'dir. Hüseyin Efendi'densonra oğlu Mehmed Efendi, sonra onun oğlu II. Hüseyin Efendi'nin reis olduklarısanılıyor. II. Hüseyin Efendi'nin kardeşleri, Hasan ve Yusuf efendilerdir.

Aslı Akhî şeklinde yazılan Ahikelimesinin Arabça kardeşim mânâsına geldiği gibi, Türkçe akı/akhı kelimesindenbozulduğu rivayeti üzerinde de durulabilir.

Ankara Ahî Cumhur Reisleri (1290?-1354= 64?)
1. Ahi Hüsâmeddin I.Hüseyin Efendi (1290-1296)
2. Ahi Şerefeddin Mehmed Efendi (1296-1332)
3. Ahi II.Hüseyin Efendi (1327-1354)

Dulkadıroğulları 

Büyük AnadoluBeyliklerinden biri idi. Dulkadiroğulları, Mısır'daki Türkmen Memluk devletleriarasında güçlü ve uzun ömürlü bir beylik olarak görülmüştür. Kurucusu,Dulkadıroğlu Zeyniddin Ahmed Karaca Bey'dir. Bazen Memlüklere, bazen Osmanlılara tabiolmuş, fakat en çok Osmanlılarla işbirliği yapmış ve Osmanlı sarayı ileakrabalık kurmuşlardır.

Elbistan başkent olmaküzere Maraş, Kayseri, Elazığ, Ayıntap, Malatya, Adıyaman vilayetlerinde hükümsürdü. 1522 yılında Osmanlı topraklarına katıldı.
Dulkadırlılar Oğuzların Bozok kolundandır. Onların ilk reisi Zeyneddîn Karaca Bey,Eratna Bey'in elinden Elbistan'ı zabtetmiş ve Memlûk saltanı Melik el-NâsırMuhammed'den nâiblik menşuru alarak Dulkadırlı Beyliği'ni kurmuştu.

Karaca Bey zaman zamanMemlûk sultanlarına itaat, bazan da onlardan ayrılarak Haleb şehrini tehdid ediyordu.Ayrıca Sis Ermeniler ile başarılı mücadelelerde bulunmuştu. Halep taraflarında dabir çok yer zapteden Karaca Bey bu başarılarına güvenerek "Meliküz-Zâhir" unvanı ile hüküdarlığını ilân etti (1348). Ancak MemlûkDevleti'ne isyan eden Haleb valisi Bay-Buğa'yı sultana teslim etmemesi onun ortadankaldırılmasına yol açtı.
Karaca Bey'den sonra oğlu Halil Bey ve Mehmet bey Memlûklular tarafından Elbistânvaliliğine tayin edildi.

Timur'un Elbistân, Malatyave Besni'yi alıp tahribi üzerine Mehmed Bey ona itaate mecbur oldu. Mehmed Bey ÇelebiMehmed Sultan ile iyi münasebetlerde bulundu. Buna mukabil Ramazanoğulları veKaramanoğulları'na karşı daimî surette savaştı. Memlûklular bu hizmetinekarşılık ona Kayseri şehrini verdiler.

Mehmed Bey 1442den sonrayerine oğlu Süleymân Bey geçmişti. Süleyman Bey Osmanlılar ve Memlûklulara kızvererek akrabalık tesis etti ve bu devletlerle olan dostluğunu sürdürerek DulkadırlıBeyliği'nin varlığını korudu. Daha sonra beyliğe zaman zaman Osmanlı ve MemlûkluDevletleri'nin müdahale ederek kendi adaylarını Dulkadırlı beyi tayinettirmişlerdir. Alâaddin Devle Bozkurt Bey (1479-1515) Osmanlıların desteğinisağlayarak beyliğin başına geçmişti.

Ancak o da Osmanlılara cephealınca. dört oğlu ile beraber öldürüldü. Yerine Ali bey tayin edildi. Ali Bey,Sultan I. Selim'in Mısır seferinde ve daha sonra Şam valisi Canberdi Gazâlîisyanında Osmanlılara önemli hizmetlerde bulundu, fakat kıskanç Ferhat Paşa'nın onusultana fitnelemesi üzerine öldürüldü.

Eretnaoğulları 

Eratnaoğulları,İlhanlıların Anadolu'da en mühim vârisi olmuştur. Devlet, 1327-1380 arasında 53yıl sürdü. 1327-1335 arasındaki sekiz yılda Eretna Bey, İlhanlılar'ın Anadoluumumî valisi idi. 1335'te istiklâl kazandı. Fakat 1338-1343 arasında 5 yılMemlûkler'e tabî olmaya mecbur bulundu. Bu tarihten sonra istiklâlini devam ettirdi.Önce Sivas olan başkent, sonra Kayseri'ye nakledildi. Bütün Anadolu Türk devletlerigibi Sünnî/Hanefî mezhebinden olan Eretna devletinin kurucusu Eretna veya Ertana Bey(aslı Ertene'dir, fakat Uygur metinlerinde "Aratna" şekli de vardır),Türkmen olmayıp İlhanlı hizmetinde Uygur beylerindendir. Babası Cafer Bey deKayseri'de ölmüştür. Eretnaoğulları ile bu suretle Anadolu'ya bir miktar UygurTürkü de girmiştir

Devlette babadan oğula 4hükümdar gelip geçmiş, kendilerini İlhanlılar'ın meşru halefi sayan buhükümdarlar "sultân" unvanını takınmışlar, fakat daha çok"Bey" diye anılmışlardır. Bunlar sırasıyla Eretna, Mehmed, Ali ve II.Mehmed Beyler'dir. Eretna Bey, kızkardeşini meşhur İlhanlı kumandanı EmîrÇoban'ın oğlu Emîr Demirtaş'a vermiştir. Halası ile Karamanoğulları'nın atasıNûre-Sûfî Bey ile evliydi. Erkek kardeşi Barak Bey'in oğlu Mutahharten Bey,Yıldırım Bâyezid-Timur mücadelesinde Timur'un safında mühim rol oynamış, 1375yıllarından 1404'e kadar takriben 29 yıl Erzincan beyi olmuştur. Mutahharten Bey, 1379sıralarında Erzurum beyi de bulunmuştur. Erzincan 1401 Temmuzundan 28 Temmuz 1402'yekadar l yıl Osmanoğulları'na geçmiş, Mutahharten, Timur'a sığınmıştır.Mutahharten Bey, ilk zamanlarda Bayburd beyi idi.

Bu beyliğin kurucusuEretna, Uygur Türkleri'nden olup Moğollar'ın Anadolu valisi Timurtaş'ın maiyyetindeidi. Orta Anadolu'da XIV. yüzyıl ortalarına doğru kurulmuş olan birbeyliktirTimurtaş, Anadolu'yu istilâ ile yayılma hareketine girişmiş, fakat babasıEmir Çoban'ın İlhanlı hükümdarı Ebû Said Bahadır (1317-1335) ile arasınınaçılması neticesinde Mısır'a kaçmış ve yerine Eretna'yı vekil bırakmıştı(1328).Timurtaş'ın yerine Büyük şeyh Hasan Celâyirî Anadolu valisi tayin edildi.Eretna memleket işlerini iyi bildiğinden dolayı yine iş başında kaldı. Ebû SaidBahadır'ın evlât bırakmadan ölümü üzerine meydana çıkan karışıklıklardanfaydalanarak Moğol ülkesinde kendisine bir yer kapmak isteyen Büyük şeyh Hasanİran'a gitmiş ve Eretna Anadolu'da onun vekili olarak kalmıştır. Daha sonra Irak'tayerleşen Büyük Şeyh Hasan'dan ümidini kesen Eretna, Memlûk Sultanı Melik Nâsır'a(1309-1340) müracaatla onun himayesine girmiştir (1338).

Azerbaycan'da durumu kuvvetlenenTimurtaş'ın oğlu Küçük Şeyh Hasan'ın itaat teklifini Eretna kabul etmedi. Küçükşeyh Hasan Anadolu'nun doğusunu alarak beraberinde hükümdar ilân ettiği Süleymanile Eretna'nın üzerine yürüdü. İki ordu Sivas ile Erzincan arasındaki Karanbük'dekarşılaştılar. Bu savaşta Eretna galip gelmiş ve çok ganimet almıştır(1343).Eretna'nın bu savaştan sonra nüfuz ve şöhreti artmış, Alâeddîn ünvanıile sultanlığını ilân etmiştir (1344). O, aşağı yukarı bütün Orta Anadolu'yahâkim olmuştur. Devletin başkenti önce Sivas sonra Kayseri idi. Ülkesini gayet iyi veâdilane surette idare etmiştir. Eretna 1352 yılında ölmüştür. Yerine onunemirlerinin aldığı kararla küçük Gıyaseddîn Mehmed hükümdar ilân edildi.Büyük oğlu Cafer muhalefete kalkıştıysa da yenilerek Mısır'a kaçtı.

Mehmed Bey genç olduğundandevlet idaresi vezir Ali şah'ın elindeydi. Çok geçmeden Ali şah isyan etti. MehmedMemlûkler'in yardımı ile onu yendi, Ali şah savaşta öldü (1364). Ancak Amasya EmiriHacı Şadgeldi Paşa'nın tahriki ile harekete geçen beyler Mehmed Bey'i Kayseri'deöldürdüler. Yerine küçük yaştaki oğlu Alâeddîn Ali hükümdar oldu (1365). Bukarışık durumdan faydalanan Karamanoğulları Niğde ve Aksaray'ı ele geçirdiler.Memleketteki valiler ise kendi başlarına harekete başlamışlardı. KaramanoğullarıKayseri'yi aldığı zaman Ali Bey Sivas'a kaçtı.

Eretnaoğulları devleti, engeniş şekliyle, Türkiye'nin şimdiki şu vilâyetlerini kaplıyordu: Ankara,Kırşehir, Nevşehir, Yozgat, Tokat, Çorum, Amasya, Niğde, Kayseri, Sivas, Erzincan,Erzurum, Tunceli, Samsun, Gümüşhane, Güney Giresun, Kuzey Malatya (asıl Giresun veMalatya şehirleri dahil değil). Bu arazi, 214.000 km2 etmektedir. 1360'a doğru devlet,ancak 142.000 km2 bir yer işgal etmekteydi ve Ankara, Niğde, Kırşehir, Nevşehir,Samsun gibi birçok yerleri, Anadolu Beylikleri'ne kaptırmıştı.

Kadı Burhaneddin, şehriKaramanoğulları'ndan geri almayı başardı. Ali Bey Kadı Burhaneddîn'i vezir ilânetmesine rağmen devlet idaresinde başarılı olamadı
Ali Bey 1380 yılına kadar ismen hüküm sürdü ve bu tarihte Kazâbâd'da vebadanöldü. Yerine henüz 7 yaşındaki oğlu Mehmed hükümdar oldu. Şarkî Karahisar ValisiKılıçarslan'ı ona naib yaptılar. Fakat bir müddet sonra Kadı Burhaneddîn,Kılıçarslan'ı öldürerek niyabeti ele aldı ve çok geçmeden de 1381'de Mehmed Bey'itahttan uzaklaştırarak sultanlığını ilân etti ve bu suretle Eretna devleti sonaerdi.Eretna Beyliği'nden Sivas Güdük Minare, Kayseri Köşk Medrese, Kayseri SırçalıKümbet ve Ali Cafer Kümbeti, Niğde Sungur Ağa Câmii ve kümbeti gibi eserlerzamanımıza kadar gelmiştir.

Eşrefoğulları

Eşrefoğulları, 13.yüzyılın ikinci yarısında Beyşehir ve Seydişehir taraflarında kurulmuş bir TürkBeyliği'dir. Beyliğin kurucusu Seyfeddîn Süleyman b. Eşref, TürkiyeSelçuklularının uç beyi idi. Selçuklu sultanı III. Gıyâseddîn Keyhüsrev,İlhanlı sultanı tarafından öldürülmüş 1284 ve yerine II. Gıyâseddîn Mes'ûdgeçmişti.

Öldürülen sultanınannesi, iki torunu için Eşrefoğullarından yardım isteyerek Konya'ya çağırdı.Eşrefoğlu'na saltanat nâibliği verildi. Bu şehzâdeler 13 Mayıs 1285'de tahtaçıkarıldı. Fakat bir ay sonra Selçuklu ordusunun gelmesi üzerine Eşrefoğullarıtekrar Beyşehir bölgesine çekildiler. Daha sonra Eşrefoğulları Sultan II.Gıyâseddîn Mes'ûd ile barışmış ve Konya'ya giderek itaat arz etmişlerdir. Buarada beyliğin merkezi ise Beyşehir olmuştu.

İlhanlı beylerbeyi EmîrÇoban'a itaat edenler arasında Eşrefoğlu Mehmed Bey de vardı (1314). Mehmed Bey'densonra emîr olan II. Süleymân-şâh zamanında ise, uclarda bağımsızlıklarınıkorumağa çalışan beyliklere karşı Moğol valisi Timurtaş harekete geçti.Timurtaş, Beyşehri zabt ve yağma etmiş, II. Süleymân-şâh'ı Beyşehir gölüneattırmak suretiyle öldürtmüştür (1326). Bu suretle Eşrefoğulları Beyliği sonaermiştir.
Eşrefoğulları mimârî eserlerinden Seyfeddîn Bey'in Beyşehir'de yaptığı câmii vemihrabı çok güzel olup, Selçuklu mimârîsinin bir devamıdır.

Germiyanoğulları

İlk zamanlarda, XIII.asırda Selçuklular'ın uç beyleri arasında Karamanoğulları'ndan sonra en kudretlisive en büyüğü, Germiyanoğulları idi. Beylik, 1260 yıllarından 1390'a kadar takriben130, sonra 28 Temmuz 1402 Ankara muharebesinden 1429 Şubatına, kadar tekrar 27 yılolmak üzere takriben 156,5 sene devam etmiştir.

Germiyan aşireti XIII.yüzyılda ilk defa Malatya taraflarında görülür. Daha sonra Germiyanoğulları,muhtemelen Moğolların baskısı üzerine Kütahya bölgesine göç etmişlerdir.Germiyanoğulları bu bölgede Türkiye Selçuklu sultanı II. Gıyâseddîn Mes'ûd veMoğollara karşı bağımsızlıkları için mücadele ettiler.

Bu beyliğin asıl kurucusuKerîmüddin Alişîr'in oğlu I. Yakûb'dur. Yakûb Bey ikinci kez sultan olanGıyâseddîn Mesûd 1302-1310'a tâbi olmayarak İlhanlıların hâkimiyetini tanıdı.Kurduğu beyliğin merkezi Kütahya idi. Yakûb Bey'in idaresindeki Germiyanoğulları,Anadolu beyliklerinin en kuvvetlilerinden birisi olup, Bizans bu beyliğe her yıl muayyenbir vergi ve hediyeler göndermekte idi.Devletin başkenti Kütahya şehriydi. 1381'deKütahya, Simav ve Tavşanlı, Osmanlılar'a verilmiş, Germiyanoğulları, Kula'yaçekilmişlerdir.

Germiyanoğulları, BatıAnadolu'da mühim yerleri kesin şekilde Bizanslılar'dan fethedip Türkleştiren Türkmenhanedanlarının başında gelir. Onun için prestijleri çoktu.
En geniş şekliyle beylik, bugünkü Kütahya, Uşak, Denizli, Afyon vilâyetleri ileManisa vilâyetinin doğusunu kaplıyordu. Bu topraklar 44.000 km2 eder.Aydınoğulları'nın da Germiyanlılar'a tabî olduğu düşünülürse, beylik, Ege'yedayanıyor demektir. 1360'a doğru beylik, 37.000 km2 kadardı. Germiyanoğulları, Afyonve çevresini Sâhib Ataoğulları'ndan almışlardır.

Denizli'de 92 yılsaltanat süren İnançoğulları, Germiyanoğulları hânedânındandırlar.
Yakûb Bey ise 1314'de Alaşehir'i zaptetmiş ve haraca bağlamıştır. Aynı yıliçinde Anadolu'ya gelen İlhanlı beylerbeyi Emîr Çoban'a itaat etti. Süleymânşâh1361-1387'ın saltanatının ilk yılları sakin geçti. Fakat onun Karamanlılar ileHamidoğulları arasındaki mücadelede, Hamidoğullarından İlyas Bey'in tarafınıtutması, Karamanlılar ile arasının açılmasına sebep oldu. Süleymân Şâh bubaskı sebebiyle Osmanlılar ile anlaşmak istedi. Bu maksadla da kızını Sultan I.Murad'ın oğlu Bayezid'e vermeyi ve çehiz olarak da bazı şehir ve kasabalarıOsmanlılara bırakmayı teklif etti.

Yakûb Bey 1399'da tutuklubulunduğu İpsala'dan kaçarak Timur'un yanına kadar gitmeyi başarmıştır. Ankarasavaşı 1402'ndan sonra Timur ona ülkesini iade etti.
II. Yakûb Bey böylece Timur'un hâkimiyetini tanımış oluyordu.Osmanlı şehzâdeleriarasındaki taht mücadelesinde ise, yeğeni Çelebi Mehmed'in tarafını tutmuştu.Karamanlılardan Mehmed Bey'in iki yıl üst üste yaptığı sefer neticesi ülkesiniterke mecbur kalan Yakub Bey, Çelebi Mehmed'in Karamanlıları yenmesi üzerine tekrarbeyliğinin başına geçmişti (1414).

Kısa bir sükunetdevresinden sonra, Yakub Bey ile Karamanlılar, Sultan II. Murad'a karşı ÇelebiMehmed'in öteki oğlu Mustafa Çelebi'nin tarafını tuttular. Mustafa Çelebi'ninİznik'te öldürülmesinden (1423) sonra, Yakub Bey Osmanlılar ile iyi geçinmeyi tercihetti. Yakup Bey erkek evlâdı bulunmadığı için ülkesini ölümünden sonraOsmanlılara bıraktı. Ölümünden sonra Germiyanoğulları Beyliği tamamıyla OsmanlıDevleti'nin idaresi altına girmiş oldu (1429)

Germiyanoğulları,zamanımıza kadar gelmişler ve Osmanlı hizmetinde sadrazamlığa, dâmâdlığa kadaryükselen birçok şahsiyetler yetiştirmişlerdir.

Germiyanoğulları
1. Kerimeddin Ali Şir Bey (12607-1264)
2. I. Yâkub Bey (1264-1325)
3. Mehmed Bey (13257-1360)
4. Süleyman Şâh Bey (Âdil) (13607-1387)
5. II. Yâkub Bey (1387-1390)
Germiyanoğulları sarayı bilim adamlarının ve şairlerin yüksek himâyeye nâiloldukları bir yerdi. Bilhassa Süleymân Şâh ve II. Yakûb Bey zamanlarında iktisadîve sosyal hayat çok gelişmiş, Kütahya Anadolu beylikleri içinde kültür bakımındanen üst seviyeye ulaşmıştı.
Mimari eserlerin büyük kısmı Kütahya'dadır ve bunlardan en önemlisi II. YakubBey'in yaptırdığı kendi türbesini de içine alan, medrese ve imaretten ibaretkülliyedir.

Hamîdoğulları 

Bu beyliğin kurucusuHamid oğlu Dündar Bey'dir. 1280-1324 yılları arasında 44 yıl hüküm sürdüktensonra İlhanlılara katılmış, ancak 3 yıl sonra tekrar bağımsız olarak 1327'den1391'e kadar yaşamıştır. Isparta, Burdur, Şuhut, Akşehir, Beyşehir, Seydişehir,Yalvaç, Elmalı, Korkuteli, Serik, Manavgat, Akseki bölgesinde hüküm sürüyordu.1374'te topraklarının önemli bir bölümünü Osmanlılara terk etti. 1391'de deYıldırım Bayezid tarafından tamamen Osmanlı topraklarına katıldı.

Hamîdoğulları'nın birIsparta, bir de Teke (Antalya) şubesi vardır. Isparta şubesi, 1280 yıllarından 1324'ekadar 44 yıl, sonra 1327'den 1391'e kadar 64 yıl, toplam 108 yıl sürmüştür.Tekeoğulları, 1423'e kadar takriben 123 yıl devam etmiştir. Beylik, 1308'e kadarSelçukoğulları'na, 1324'e kadar İlhanlılar'a tabî olmuş, 1324-1327 arasında 3 yılİlhanlı devletine katılmış, 1327'de yeniden meydana çıkmış, 1335'e kadarİlhanlılar'a tabî olmuş, sonra istiklâl kesbeylemiştir. 1374'te I. Sultan Murad,Akşehir, Yalvaç, Beyşehri, Karaağaç, Seydişehri'ni 80.000 altın karşılığındaOsmanlılar'a bırakmaya Hüseyin Bey'i mecbur etmiştir. Bu suretle bu tarihten sonrabeylik çok küçülmüş, Beyşehri gölünün batısına çekilmiştir. 1391'deYıldırım Sultan Bâyezid, ülkeyi Osmanlı birliğine katmıştır. Timur,Hamîdoğulları'nın bu şubesini Ankara muharebesinden sonra ihya etmemiştir. Çünkübu, Osmanlılar kadar Karamanlıların da aleyhine olurdu.

Başkent 1310 tarihlerinekadar Uluborlu iken, sonradan Dündar Bey'e izafeten "Felek-Âbâd" denenEğridir'e getirilmiştir. Osmanlılar zamanında Isparta'ya "Hamîd-İli"denmiştir.Beylik, en geniş şekliyle İsparta ve Burdur vilâyetlerinin tamamını,Şuhut, Akşehir, Beyşehri, Seydişehri kazalarını, Antalya'nın merkez kazası ileElmalı, Korkuteli, Serik, Manavgat, Akseki kazalarını, hattâ tâbiiyet yoluylaMenteşeoğulları'na ait Kaş ve Finike'yi içine almıştır. Bu arazinin büyüklüğütakriben 30.000 km2dir. Bundan 14.000 km2si Tekeoğulları beyliğini teşkil etmektedir.I. Murad'a satılan topraklar da 8.000 km2dir.
Türkiye Selçukluları Devleti'nin son yıllarında Isparta, Eğridir ve havalisindebulunan Türkmenlerin reisi Felekeddîn Dündar Bey, XIV. yüzyılın başlarındaHamîdoğulları Beyliği'ni kurmuştu. Dündar Bey kuruluştan sonra Gölhisar, Korkutili e Antalya'yı ele geçirerek ülkesinin hudutlarını güneye doğru genişletti.

1314'de Anadolu'ya gelenEmîr Çoban'a itaat edere İlhanlıların hâkimiyetini tanıdı. Fakat İlhanlılarınAnadolu valisi Timurtaş, Dündâr Bey'i öldürerek Hamîdoğulları Beyliği'ninEğridir şubesi topraklarına sahip oldu (1324). Ancak babası Emîr Çoban'ın,İlhanlı sultanı Ebû Saîd ile arasının açılması ve öldürülmesi üzerineTimurtaş Mısır'a kaçtı (1327). Bu durumdan yararlanan Dündâr Bey'in oğlu Hızır,beyliği yeniden kurdu.
Dündâr Bey 1321'de Antalya'yı zaptederek kardeşi Yûnus Bey'e bırakmış, bu suretleHamîdoğullarının Antalya şubesi (veya Tekeoğulları) teşekkül etmişti. YûnusBey'in yerine daha sonra Mahmûd Bey geçti. Timurtaşın Memlûklulara sığınmasıüzerine, Mahmûd Bey de Kahire'ye kaçtı ve orada hapsedildi.

Daha sonra SultanYıldırım Bayezid 1390'da Antalya'yı zabtederek, Teke ili ile beraber oğlu İsâÇelebi'ye sancak olarak verdi. Hamîdoğullarından Osman Çelebi Ankara Savaşı'ndan(1402) sonra Timur'un hâkimiyetini tanıdı ve Antalya'yı geri almak içinKaramanoğullarından yardım istedi. Bunu haber alan Osmanlılar Osman Çelebi'yi birbaskın sonucu öldürdüler. Bu suretle Hamîdoğullarını Antalya şubesi de ortadankalkmış ve arazileri de Osmanlıların eline geçmiştir (1423).

Bu beyliğin arazisi küçüksede, Antalya limanı ile önemli bir ticaret merkezine sahibti. Bilhassa XIV. yüzyılınilk yarısında göller bölgesinin halı, kilim, astarlık dokuma ve pamuklu gibieşyaları buradan ihrac edilmekteydi. Hamîdoğullarından zamanımıza, Eğridir'dekiDündâr Bey (vaya Taş Medrese), Antalya'daki Emîr Sinaneddîn Medresesi ve Yivli MinareCâmii gibi eserler kalmıştır.

Kadı Burhaneddin Ahmed Devleti 

Eretnaoğulları'nınveziri Kadı Burhâneddin Ahmed, onları devirip "sultan" unvanı ile Sivas'tatahta geçmiştir. Türk tarihinin seçkin şahsiyetlerinden olan büyük âlim, şair vedevlet adamı Kadı Burhâneddin, Kayseri kadısı Şemseddin Mehmed'in, o da KadıSirâceddin Süleyman'ın oğludur.

Burhâneddin'inbüyükbabasının büyükbabasının babası olan Sevinçoğlu Resul oğlu Mehmed,1230'da Harzem'den Kastamonu'ya yerleşmişti. Oğuzlar'ın Salur boyundan idi. Arabça,Farsça, bilhassa büyük dîvânı ile Türkçe'de mühim bir şair olan KadıBurhâneddin, daha çok Oğuz lehçesinin Azerî şivesini kullanmıştır, ilmî eserleride vardır.

Dulkadıroğlu Süli Bey'inkızı ile evliydi. Süli Bey'in hem damadı, hem kayınpederiydi. Kızkardeşinin oğluolan Şeyh Müeyyed, Kayseri valisi iken 1396'da ölmüştür. Kızlarından HabîbeSelçuk Hatun, Dulkadıroğlu Süli Bey'le evlenmiş ve 1447'de ölmüş, Mısır Hatunise Dulkadıroğlu Mehmed Bey'le evlenmiştir. Büyük oğlu Mehmed Bey, 1391'de 11yıllık velîahd iken ölmüştür. Annesi Dulkadır Prensesi olan küçük oğluAlâeddin Ali Zeynelâbidin Bey, 1398'e kadar 7 yıl velîahdlık etmiş, babasındansonra birkaç hafta hükümdar olmuş, önce Dulkadır, sonra Osmanlı hizmetine girmiş,1445'e kadar yaşamıştır. Kadı Burhâneddin, öldürüldüğü zaman, henüz gençti.Devleti, Osmanoğlu Yıldırım Bâyezid'e geçti.

KadıBurhâneddin'in Mücadeleleri

Eretna Devleti'nde iktidarıele geçirmek için yapılan mücadelede Kadı Burhaneddin rakiplerini öldürerek nâiboldu.Bir müddet sonra da Sivas'da sultanlığını ilân etti (1381). KadıBurhâneddîn, hükümdarlık süresi içinde Amasya Emîrliği, Erzincan Emîrliği,Candaroğulları, Karamanoğulları ve Tâceddînoğulları ile mücadele ederek bubeylikler üzerinde nüfuz tesisine muvaffak oldu.

Memlûk Sultanı Berkûk ileKadı Burhâneddîn arasında dostluk ancak Timur tehlikesi sebebiyle kurulabildi. KadıBurhaneddin Akkoyunlular ile önceleri kötü olan münasebetleri ise 1386'dan sonradüzelmişti. 1389'daki Kosova savaşına kadar Osmanlılar ile onun arasındaki dostanemünasebetler devam etti. Bu tarihten sonra onun batıya yayılma siyaseti ve Osmanlınüfuz sahasını tehdide başlaması, ayrıca Tâceddînoğulları ve Candaroğullarıgibi beyliklerin tahrikleri ile iki devtet arasındaki dostluğun bozulmasına sebepolmuştu.

Neticede bu iki devletarasında savaş kaçınılmaz oldu ve Kadı Burhaneddin öncü kuvvetleri Osmanlıöncülerini Çorumlu sahrasında ağır bir yenilgiye uğrattı (1392).
İki taraf arasındaki mücadele, Timur tehlikesi ortaya çıkınca yerini tekrar dostanemünasebetlere bıraktı. Kadı Burhaneddin daha sonra Akkoyunlular ile arası açıldı.Akkoyunlulardın Karayülük Osman Bey Sivas yakınındaki savaşta, Kadı Burhaneddin elegeçirmiş ve öldürmüştü (1398).

Sivas halkı KadıBurhaneddin'in on dört yaşında bulunan oğlu Alaeddîn Ali'yi hükümdar ilân etti. Busırada Timur'un Anadolu'yu istilâ tehlikesi başgösterdi. Bu tehlike karşısındadevleti idare edecek kuvvetli bir şahsiyet bulunmadığından Sivas halkı şehriYıldırım Bayezid'e teslim etti. Bu suretle Kadı Burhaneddin Ahmed Devleti sona eriyordu (1398).

     ANA SAYFAYA DÖN   

KONUNUN BAŞINA DÖN

 
 
Z i Y A R E T C i - D E F T E R i
orhanyildiz.tr.gg
A N A - S A Y F A Y A - G i T
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=