İletişim Adresi

   
  ARTVİNLİ ORHAN
  KIRIM Hanligi Sayfa 1
 


KIRIM  HANLIĞI  Sayfa - 1

KırımHanlığı'nın Kuruluşu

Kırım Altın-Orduİmparatorluğu içinde önemli bir bölge idi. XIII. Asır sonlarına doğru Nogay,Altın-Ordu hanına karşı Karadeniz kuzeyindeki stepler ile Kırım'ı müstakilenelinde tutuyor ve Balkanlar ile Bizans üzerinde siyasî üstünlüğünü ve himâyesinikurmağa çalışıyordu. Nogay'ın safdışı edilmesinden sonra da (1300), Kırımgeniş yetkili vâliler idâresinde ayrıcalıklı durumunu korudu. Kırım'da oturanbeyler yarımada dışındaki steplerde dolaşan kalabalık savaşçı kabileleredayanmakta idiler ve Cenevizliler ile ihtilâfları eksik olmuyordu.

XIV. asrınikinci yarısında, Altın-Ordu'da hüküm süren taht kavgaları sırasında, Kırımrakip beylerin ve hanların sığındıkları başlıca bölge halini aldı. Bu suretleKırımparçalanmakta olan Altın Ordu hanlığı içinde müstakil bir siyasî varlığaaday görünüyordu. Cengiz soyundan prensler, bu bölgeye dayanarak, hanlıklarınıilân etmekte ve sonra Volga üzerindeki merkezi ele geçirmeğe çalışmakta idiler.

Toktamış Hanbunlardan biridir. 1394-1395'e doğru, Toktamış gibi, Cuci soyundan olan Baş-TimurKırım'da sikkeye kendi adını da koyarak, hâkimiyet iddiasında bulundu. Kırım onunatalarının yurtluğu idi. Onun oğulları rakiplerine (Uluğ Muhammed ve Edike) karşımücadelelerden sonra nihayet Kırım'da ayrı bir hanlık kurmağa muvaffak oldular.Fakat bağımsızlık uzun sürmedi. Kendisinden sonra yerini alan Gıyaseddin Hanzamanında, Altın Ordu hakanı Pulat Han'ın Kırım'ı ele geçirmesi üzerineGıyaseddin, hanlığı terk etmek zorunda kaldı. Ama, Altın Ordu Devleti'ndekiçekişmelerden yararlanan Gıyaseddin'in oğlu Hacı Giray 1438'de Kırım'a geldi,hanlığını ilân etti ve o da kendi adına para bastırdı. Altın Ordu Hakanı onunhanlığını kabul etmek zorunda kaldı. Bundan dolayı, Kırım Hanlığı'nın asılkurucusu Hacı Giray'dır.

Hacı Giray

Fakat Kırımhanlığının hakiki kurucusu Hacı Giray sayılır ve adını taşıyan en eski para 845(1441/1442) tarihini taşımaktadır. XV. Asır başlarında Altın-Ordu'da şiddetleneniç rekabet ve savaşlar sebebi ile birçok kabileler Orta Asya'ya yahut batıya Kırım'ave Karadeniz kuzeyindeki steplere kaçmakta idi. Belli başlı kabile beyleri gelip, HacıGiray'a iltihak ettiler. O daima daha çok miktarda kabileyi Volga havzasından kenditarafına çekmek için çalıştı. Yarım asır sonra dahi bu beylerden Eminek Mirza birmektubunda "hep beyliğimiz dahi bu il ile durur" diyordu.

Hacı GirayAltın-Ordu hanına karşı Moskova ile dostluk ve ittifak münasebetleri kurarak,durumunu kuvvetlendirdi. İstanbul'un zaptından sonra Boğazlara ve Karadeniz'e hakimolan Osmanlılar ile Cenevizliler'e karşı ittifak etti ve 1454 yazında müşterekOsmanlı-Kırım kuvvetleri, ilk defa olarak Kefe'yi muhasara ettiler. Kefe Cenevizliler'iOsmanlı sultanına ve Kırım hanına yıllık vergi vermeğe razı oldular. Hacı Giray,Altın-Ordu hanlarının meşrû mirasçısı sıfatı ile, Kefe'yi kendi ülkeleriarasında saymaktadır.

Altın-Ordu gibi Kırımhanlığının da büyük zaafı irsî kabile beylerinin devletin hakiki hakim ve sahibiolmalarından doğmuştur. Kabile reisleri yahut han ailesi içinde rekabetler, bukabilelerin birbirlerine karşı gruplanarak kolayca bir iç harbe sürüklenmesiylesonuçlanmakta idi.

 Kırım'ın Osmanlı Yönetimi Altına Girmesi 

Hacı Giray Han'ın ölümünde (1466) oğulları arasında taht kavgası uzun bir kargaşalık devresiaçtı. Yenilen rakip yarım ada dışındaki steplere kaçarak yahut Kefe'ye sığınarakmücadeleye devam etmekte idi. Kefe Cenevizliler'i kendi durumlarını kuvvetlendirmekiçin, kâh bunun ve kâh ötekinin tarafını tutarak, bu mücadelelerde mühim roloynamakta idiler. Esas mücadele Nurdevlet ile Mengli Giray arasında idi. Mengli Giraymağlûp olarak Kefe'ye sığındı. Orada Şırın kabilesi beyinin ve Cenevizliler'inyardımı ile 1468'de Kırım tahtını tekrar ele geçirdi.

Kırım'da devam eden tahtkavgasını ve Cenevizlilerin buraya çeşitli şekillerde müdahalelerini fırsat bilenFatih Sultan Mehmet, Gedik Ahmet Paşa'yı kuvvetli bir donanma ile acele Kırım'agönderdi (1475). Kefe ile Kırım sahillerinde Cenevizliler'e ait bütün limanlarızaptettirdi. Gedik Ahmet Paşa tarafından hapisten çıkarılan Mengli Giray Cenevizdostu olan Nurdevlet'in elinden hanlığı almağa muvaffak oldu ve Osmanlı sultanınıntâbiliğini kabul etti. Bir buçuk ay sonra da padişaha yazdığı bir mektuptatâbiiyetini te'yid etti. Buna göre Han, padişahın dostuna dost, düşmanına düşmanolmayı ve onun hâmiliğini kabul etmiştir.

1476'da Altın-Ordu hanıSeyyid Ahmed Kırım'ı istilâ etti. Mengli Giray Kırker'e (Çufut-kale) sığındı.Altın-Ordu hanı, Osmanlı padişahının tehdidi üzerine, Canibek adında bir valisinibırakarak, memleketine döndü ise de, bu sefer Nurdevlet Osmanlı himayesinde olarakKırım Hanlığı'nı ele geçirmeye muvaffak oldu. Mengli Giray İstanbul'agetirtilerek, mevkûf tutuldu.

Bir müddet sonra Kırımkabile aristokrasisinin başı Eminek, Nurdevlet Han'a karşı kargaşalıklar çıkarıp,padişahtan Mengli Giray'ın İstanbul'dan gönderilen ilk han sıfatı ile, Kırımtahtını tekrar işgal etmesini sağladı. Osmanlı vakayinâmelerinde Mengli Giray'ın1475'de tahta gelişine ait hadiseler ile 1478'deki hadiseler birbirinekarıştırılmıştır. Mengli Giray'ın bu üçüncü saltanatı (1478-1514) esnasındaKırım Hanlığı sağlam bir şekilde teessüs etmiştir. Osmanlı himayesi hanlıktaotorite birliğini sağlamış, son Altın-Ordu hanlarının birleştirmeteşebbüslerine, sonra Moskova'nın genişleme siyasetine karşı hanlığınvarlığını garanti altına almış, Hanlık da ilk defa 1484'de Bayezid II.'in Akkermanseferine iştirak ederek, Osmanlılar ile batıda işbirliği siyasetine başlanmıştır.

Artık Kırım Osmanlıİmparatorluğu ile bütünleşmişti. Fakat öteki Osmanlı eyaletlerinden çok farklıve imtiyazlı bir statüye sahipti. Kırım Hanı atadan hutbe ve sikke sahibiydi vekendisine Osmanlı Padişahı'nın küçük kardeşi muamelesi yapılırdı. Bu birlikKırım'ın ve dolayısıyla Osmanlıların gücünü arttırdı.Nihayet Yavuz Selim'inkayınpederi olan Mengli Giray yaptığı askerî yardım ile onun Osmanlı tahtınageçmesine yardım etmiştir.

Ruslar ile Mücadele

1502'de Mengli Giray,Saray şehrini tahrip ederek, Altın-Ordu hanlığına son darbeyi vurduktan sonra Moskovaile ittifak siyâseti sona erdi. Altın-Ordu'nun sukutu ile meydana çıkan bu iki devletAltın-Ordu sâhasına hâkim olmak için mücadeleye giriştiler. Mehmed Giray I.(1514-1523) babasının son yıllarında kalgay sıfatı ile, sonra han olarak, Moskofbeyliğine karşı şiddetli akınlara başladı. Kardeşi, Sâhib Giray Kazan tahtınageçti (1521). Oka nehri üzerinde Belski'nin ordusunu bozguna uğratarak, Moskova önünekadar geldi ve şehrin etrafını ateşe verdi. Ertesi sene Astrahan'ı zaptetti. Moskofbeyi yıllık bir vergi (tıyış) vermeği kabul etti.

Mehmed Giray,hanlığı en kuvvetli noktasına eriştirdiği bir anda Astrahan seferinden dönerken,Nogaylar tarafından bir baskında katledildi ve eseri de yıkıldı. Bundan sonra KırımHanlığı Moskof devleti ile Volga havzasında Altın-Ordu mirası üzerinde tekrarşiddetli bir mücadeleye girişti. Bu mücadeleyi iki devreye ayırmak lâzımdır:birincisi 1534'te eski Kazan Hanı Sâhib Giray (1532-1551)'ın padişahın yardımı ileKırım tahtında yerleşmesine, ikincisi ise Moskof çarı IV. İvan'ın Volgahavzasını hâkimiyeti altına almasına (1552-1556) kadar gelir.

Sâhip Giray

Birinci devrede Kırım'da kabileler rakip hanlar etrafında Osmanlı hâkimiyetine karşı bir takım içharplere ve Kazan ile Astrahan'da Moskof nüfuzunun yerleşmesine sebep oldular. 1532'deMoskof beyi, Safa Giray'ı Kazan'dan attırarak, kendi adamı Can Ali'yi han yapmağamuvaffak oldu. Bu esnada, I. Mehmed Giray'ın oğlu Gazi Giray ve sonra kardeşi İslâmGiray, "Cengiz Han yasasına" göre, kabilelerin seçtikleri hanlar sıfatı iletahta çıktılar. İslâm Giray padişahın gönderdiği hanlara, Saâdet Giray ve sonraSâhib Giray'a karşı şiddetli mücadelelere girdi.

İslâm Giray rakibinekarşı tutunamadığı zaman, kabileler ile Or-Kapı (Perekop) dışındaki steplereçekiliyor ve taarruzlarını devam ettiriyordu. O, nihayet, bağımsız han sıfatı ile,1532'de hanlık tahtını ele geçirmeğe muvaffak oldu. Fakat sonunda İstanbul ileuzlaşmak zorunda kaldı. Sonra tekrar isyân edince, Sâhib Giray, Kıpçak bozkırındaNogay beyi Hâki Bey vasıtası ile, onu bertaraf etmeğe muvaffak oldu. İki yıl sürenbu mücadeleden sonra Sâhib Giray Kırım tahtında mevkiini sağlamlaştırdı (1534).Onun ile beraber Kırım Hanlığı üzerinde Osmanlı metbuluğu ve nüfuzu hakiki birşekilde yerleşti.

İkinci devre SâhibGiray Han'ın Moskova'ya karşı şiddetli taarruzları ile kendini gösterir. Onunsâyesinde Osmanlılar da Moskof tehlikesini görmeğe ve hanı kuvvetle desteklemeğebaşlamışlardır. Sâhib Giray Kazan'da tekrar Safa Giray'ı hanlığa getirdi ve1549'da Osmanlı toplarının yardımı ile Astrahan'ı zapta muvaffak oldu. Onun bukudret derecesine eriştikten sonra Osmanlılar'dan Köleve iskelesini istemesi vesadrazam Rüstem Paşa ile üstünlük münakaşası endişeler uyandırdı. İstanbul'dangönderilen Devlet Giray Han onu katlettirdi (1551).

Ertesi seneRuslar Kazan'ı ve 4 yıl sonra da Astrahan'ı zapta muvaffak oldular ve şarkî Avrupa'daüstünlüklerini kurdular. Sâhib Giray devrinde hanlığın nüfuzu bir sıra seferlerile Kafkasya'da Çerkesler üzerinde kuvvetlendirildi ve Kıpçak bozkırında Yusuf Mirzaidaresindeki Kiçi Nogay kabileleri Kırım hanının ve padişahın tabîliğini kabulettiler. Sâhib Giray atalarının siyasetine devam ile birçok kabileleri Kırımyarımadasına getirerek yerleştirdi.

Umumiyetle Nogaykabilelerinin zayıflaması stepleri Rus Kazakları'na serbest bırakmış ve aynıdevirde Kırımlılar tarafından sıkıştırılan mühim miktarda Çerkes grupları buKazaklar'a iltihak etmiştir. Daha 1559'da Rus Kazakları ile Çerkesler Azak kalesinimuhasara etmişlerdi. Devlet Giray Han (1551-1557)'dan XVII. asır başlarında Karadenizsahillerinde mütemadi Rus akınları başlayıncaya kadar Kırımlılar'ın Moskoflar'ıVolga havzasından geri atmak için mücadele ettiklerini görüyoruz. Bu devirdeKaradeniz ve Kafkaslar için Rus tehlikesine karşı Osmanlılar'ın işbirliği dikkatedeğer. Devlet Giray Han 1565 kışında Osmanlı topçuları ile takviye olunmuş ordusuile Rusya üzerine neticesiz bir sefer yaptı.

Don-Volga Kanalı

Osmanlı divanı1563'den beri şimalde Astrahan'a bir sefer yapmayı ciddî olarak müzakereye başlamışidi. Yalnız Kırımlılar değil, Kıpçak bozkırındaki Nogaylar'ın bir kısmı(Kiçi-Nogaylar), Orta Asya Türkleri Harizm hanı şimdi "halife-i rûy-izemin" olan padişahı Rus-Kazak ilerleyişlerine karşı yardıma çağırmaktaidiler. Osmanlılar bir ordu göndererek, Don-Volga arasında bir kanal açmak veAstrahan'ı zaptetmek suretiyle iki taraftan kazanacaklarını düşündüler. Böyleceevvelâ Ruslar'ı şimalî Kafkasya ve aşağı Volga havzasından geri atmak ve Kıpçakbozkırında ve Kırım üzerinde Osmanlı nüfuzunu takviye etmek imkânı olacak, diğertaraftan Mâverây-i Kafkas ve İran'daki fütûhat için ordu sevkiyatına dahaelverişli bir yol açılmış bulunacaktı.

1569'da Kefe beylerbeyiKasım Paşa'nın idaresinde, 15.000 kişilik bir Osmanlı ordusu Devlet Giray Han'ınordusu ile birlikte Don nehri ile Volga'nın en ziyade yaklaştığı bölgede Altın-Orduhanlarının harâbe halindeki eski payitahtı civarına geldi. Kanalın kazılmasıtamamlanamadı. Ordu güneye Astrahan'a giderek, Moskof askerleri tarafından müdafaaedilen kaleyi muhasara etti. Kış yaklaşınca evvelâ hanın askeri, sonra Osmanlıordusu çözülerek büyük bir zayiat ile Azak'a geldiler.

Kırım hanı Astrahanve Kıpçak bozkırında hanlık yerine Osmanlı hâkimiyetinin yerleşmesini istemiyorduve Osmanlı plânını sonuna kadar desteklemedi. Divan'da Sokullu'ya muhalif olan yenipadişahın adamları da bunu neticesiz bir macera olarak tasvir ettiler. Ertesi sene Çarİvan'ın elçisi Novosiltsev Osmanlılar ile sulhü sağladı. Padişah nâmesindeKırım'da ve Çerkesler üzerinde hâkimiyetini te'yid ediyor, Kabartay'da inşa edilmişRus kalelerinin yıkılmasını ve Astrahan'dan geçen ticaret yolunun serbetliğiniistiyordu.

1571'de Devlet GirayHan'ın Rusya'ya seferinde Kırım kuvvetleri Moskova'ya kadar ilerleyerek, şehrinetrafını bir defa daha yaktılar. Devlet Giray bu büyük muvaffakiyet üzerine"tahtalgan" unvanını aldı. Padişah kendisini "İslâmın himayesindebüyük yararlıklar gösterdiği için" hususî şekilde tebrik etti. Fakat Kırımhanı esas maksadına, Kazan ve Astrahan'ın Ruslar tarafından boşaltılmasına muvaffakolamadı. 1592'de Terek üzerinde Moskova kuvvetleri Dağıstan'dan Kırım'a gitmekteolan Osmanlı ordusuna taciz hücumları yaptılar. Şimdi gerek Kırım Hanlığı vegerek Osmanlı Devleti için yeni bir devre başlamıştır.

Bu devirde esas meseleMoskova devletinin Kafkasya ve Karadeniz'e doğru genişlemesini durdurmak idi.Zayıflamış olan hanlık Rusya'ya karşı ancak Osmanlı himayesi sayesindevarlığını koruyabildi ve akınlarına devam etti. Diğer taraftan Kırımlılaryalnız şimalde değil, İran ve Macaristan cephelerinde de Osmanlılar ile gittikçedaha işbirliğinde bulundular. Macaristan'a ilk defa 1543'te Kalgay Emin Giraykumandasında, bir Kırım ordusu gitmiştir.

Osmanlı-Kırım İlişkilerinde Kriz Dönemi

Osmanlılar'ın İran ve Avusturya ile uzun savaşlara giriştiği 1578-1606 yılları arasında Kırımkuvvetlerine ihtiyacı ziyâdesi ile arttı. Kırım'ın Rus Kazakları'nın hücumlarınaaçık kalmasına bakılmaksızın, hanların her yıl israr ve tehditler ile sefereçağrılması (İran seferine ilk defa 1578'de kalgay Adil Giray, ertesi sene MehmedGiray II. iştirak ettiler. Osmanlı serdarlarını hanlara kendi maiyetlerinde birkumandan muamelesi yapmak istemeleri, Kırım'da ciddî muhalefetlere sebep oluyordu.Bizzat Osmanlı İmparatorluğu bu devirde zayıfladığı için, Kırımlılar bumuhalefeti açık bir isyana kadar götürdüler.

Mehmed Giray II, sadeceisyan yoluna sapmakla kalmadı, aynı zamanda Kefe üzerinde hak iddia etti ve şehrikuşattı. Fakat İstanbul'dan gönderilen yeni han İslâm Giray tarafındankatlettirildi (1584). Maktûl hanın oğlu Saâdet Giray, Kıpçak bozkırından Nogaylarile gelerek, İslâm Giray'ı kaçırdı ve Kefe önünde Osmanlı kuvvetleri ileçarpıştı. Nogaylar ve Don Kazakları ile birlikte yaptığı ikinci teşebbüstemuvaffak olamadı. Kardeşi Murad Giray Moskova'ya giderek, Kırım'ı istilâ tehdidindebulundu. Bu Osmanlılar'ı çok endişelendirdi.

İslâm Giray II. nihayet,müessir Osmanlı yardımı ile, tahtında yerleşebilmiştir. O, ilk defa olarak hutbedepadişahın adını da okutmağa başlamıştır, (fakat para daima Giraylar adınabasılmıştır.). İstanbul Bora Gazi Giray şahsında sadık bir müttefik buldu. Oyalnız Macaristan'da Habsburglar'a karşı imparatorluğu müdafaa etmekle kalmadı,İstanbul kendisinden Anadolu'da Celâlilere karşı da yardım istedi. Onun zamanındaKırım'da Osmanlı nüfuzu her sahada kuvvetlenmiştir.

Osmanlı İmparatorluğu'nuniç kargaşalıklardan kurtulamadığı XVII. asrın ilk yarısında, her tarafta olduğugibi, Kırım'da da İstanbul'un nüfuz ve otoritesi ciddî bir imtihan geçirmiştir.Canbek Giray padişaha mutî bir han olarak 1610 ve 1635 arasında üç defa hanlığagetirildi ve dâima Mehmed Giray ve Şahin Giray'ın taarruzlarına uğradı. Bu ikisiKıpçak bozkırındaki Nogaylar'ın ve Rus Kazakları'nın işbirliği ile hanlığızorla ele geçirdikten sonra, babaları rakip han Saâdet Giray ve dedeleri âsî hanMehmed Giray II. gibi bağımsız harekete kalkmışlar, imparatorluğun düşmanı ŞahAbbas ile dostça münâsebetlere girmişler, 1610'da Osmanlı kuvvetlerini veİstanbul'un gönderdiği hanı mağlûp ederek, Kefe'yi zapta muvaffak olmuşlardır.

Bu kargaşalık esnasındaşimalde Rus Kazakları kuvvetlenerek Osmanlı ve Kırım topraklarına cüretlitaarruzlara başladılar. 1654'te Sinop'u yaktılar, 1612'de Ahyoli'yi ve 1625'deİstanbul boğazında Yeniköy'ü yağmaladılar. Nihayet 1637'de Azak kalesini zapta,Osmanlı ve Kırım kuvvetlerinin taarruzlarına rağmen, 5 sene ellerinde tutmağamuvaffak oldular. XVII. asır boyunca Rus Kazakları meselesi yalnız Kırım içindeğil, Osmanlı imparatorluğu için de belli başlı bir mesele halini almıştır.

III. İslâm Giray devri(1644-1654) Kırım Hanlığı'nın Osmanlılar ile sıkı işbirliği halinde şimaldekidüşmanlarına karşı hareket geçtiği bir devirdir. O 1644-1647 yıllarında Rusya'yave Kazakları'na karşı dört büyük sefer yaptı. Zaporog Kazakları'nı Lehistan'danayırarak, kendi tarafına çekmesi en büyük muvaffakiyetini teşkil etmiştir. Busayede o 1648-1653 yılları arasında Lehistan'a çok muvaffakiyetli seferler yaptı. Bumemlekete karşı İsveç ile siyasî münasebetler kurdu. Fakat o Lehistan ile sulhimzalayınca, Kazaklar Rusya'ya yanaştılar (1654).


İlk Osmanlı-Rus Çatışması

Köprülüleridaresinde kalkınan Osmanlı İmparatorluğu Lehistan'dan Podalya'yı aldıktan sonra,Kazaklar üzerinde hâkimiyet kurarak, Ukrayna'ya yayılmak temâyülünü gösterdi. Buteşebbüs 1678'de Ruslar ile Osmanlılar arasında ilk büyük muhârebeye sebep oldu.

Merzifonlu KaraMustafa Paşa kumandasında büyük bir ordu Kırım Hanı Murad Giray (1678-1683) ordusuile Ukrayna'da Çigrin kalesini, çetin bir savaştan sonra zapt ve tahrip etti. Kazaklarda Osmanlı himayesi altına alındı. Fakat bu çok sürmedi. Viyana bozgunu ilebaşlayan büyük ric'at esnasında şimaldeki bütün kazançlar kaybedildi.

Ruslar Avrupa'da kurulanmukaddes ittifaka katılarak (1684), Kırım'a ve Azak kalesine taaruzlara başladılar.Moskof çarları bu ana kadar Osmanlı İmparatorluğu'na taarruzdan çekinirlerdi. Fakatbu tarihten itibaren çarların Kırım ve Karadeniz, Kafkasya ve Balkanlar'a doğrudandoğruya taarruzları ve istilâları başlamıştır.

Kırım Hanlığı'nınRusya İmparatorluğu'na iltihâkı ile neticelenen bu devre girmeden önce 1683-1690 harpyıllarında hanlığın Hacı Selim Giray idaresinde (1671-1704 arasında dört defa han)Osmanlılar ile hayatî mahiyette işbirliğine temas etmek gerektir. Bu harpte Ruslar'ınKırım'ı istilâ teşebbüslerine karşı Kırımlılar'ın muvaffakiyetli müdâfaasıve Besarabya'da Leh kuvvetlerinin taarruzlarını bertaraf etmeleri ilk felâketli harpyıllarında Osmanlılar'ı büyük bir endişeden kurtardı.

Bundan başka Kırımkuvvetlerinin 1688'de Sırbistan'da Kaçanik boğazında Habsburg ordusunu püskürtmesiharbin gidişinde bir dönüm noktası teşkil etti ve Osmanlılar, düşmanıBalkanlar'dan geri sürmek için fırsat buldular. Hacı Selim Giray harbin sonuna kadarsık sık değişen sadrazamlar ve padişahlar karşısında uzun zaman mevkiini muhafazaederek, İstanbul'da devlet işlerinde üstün bir nüfûz kazandı, hattâ bir defapadişah sadrazamını seçerken, onun re'yini aldı. Selim Giray bu sayede harbin sevk veidaresinde birlik ve devamlılık sağladı ve şüphesiz imparatorluğun daha büyükfelâketlerden korunmasında âmil oldu.

Azak'ın Kaybedilmesi

Bununla beraber Rus çarı 1696'da Azak kalesini zapt ve İstanbul muâhedesi ile (1700) burayı elindemuhafazaya muvaffak olmuş idi. Yeni han Devlet Giray II., yeni kaleler ve Azak''a birdonanma yaptıran Petro'nun hummalı hazırlıklarını bildirerek, İstanbul'u hareketegeçirmeye çalışıyor ve yeni bir harp ile Rus tehdidine son verebileceğinidüşünüyordu. 1702'de azledildikten sonra, 1708'de tekrar hanlığa getirilince, bumaksadında muvaffak oldu. İsveç kralı Karl XII. İle birleşerek, Bâbıâli'yi çarakarşı harp açmağa iknâ etti. Fakat Prut'ta (1711) çarın ezilmesi fırsatınıkaçırdığı iddiası ile Baltacı Mehmed Paşa aleyhinde bulundu.

Rus kuvvetleri ilk 1736'daMünnich kumandasında Kırım yarımadasını istilâya muvaffak oldu. Bahçesarayzaptedilerek yakıldı; 2.000 ev ile hanların sarayı kül oldu. Bu arada Selim Giray'ınkurduğu zengin kütüphane mahvoldu. Kalgayların merkezi Akmescit aynı âkıbeteuğradı.

Ruslar Tascy idaresinde 1737ve 1738 yıllarında da gelerek, tahribâta devam ettiler. Belgrad muahedesi ile (1739)Ruslar Prut'ta verdikleri Azak kalesini tekrar ele geçirdiler. Şimdi Kırım yeniistilalara açık bulunuyordu. Arslan Giray Han (1748-1756) yarımadayı müdafaa edenistihkâmları takviyeye itinâ etti. 1760'da Rus Kazakları taarruz ettiler.

Kabartay'da yeni Ruskalelerinin inşâsı, hanlığı bu taraftan da tehdit etmekte idi. Ruslar'ınLehistan'da yerleşmesi ve Kırım hanına ait Balta şehrine sığınmış olan LehKonfedere'lerini takip ile bu şehri zapt ve tahrip etmeleri, nihayet Osmanlı padişahıtarafından harp ilânına sebep oldu.

Kırım'da Rum Yayılmasının Başlaması

1768-1774 harbiKırım için felâket ile neticelenmiştir. 1769 yılı başında Kırım Giray Han'ınBesarabya'dan Rus topraklarına muvaffakiyetli bir akınından sonra, Rus orduları1770'de Bucak'ı, 1771'de Prens Dolgorukiy idâresinde Kırım yarım adasını istilaettiler. Kırım Hanı Giray III. Güçlükle kurtulup İstanbul'a geldi.

Bu harp esnasındaKırımlılar ile Osmanlılar arasında anlaşmazlıklar ve idaresizlikler hakkındaOsmanlı seraskerinin kâtibi Necati Efendi'nin hatıraları dikkate değer tafsilâtihtiva etmektedir. Bu ümitsiz durumda hanlığı Osmanlılar'dan tamamiyle bağımsızbir hale getirmek isteyen mirzalar kuvvetli bir durum kazandılar.

1772'de Rus işgali altındatoplanan kurultayda, Osmanlılar'ın tayin ettiği Maksud Giray'ı tanımadılar ve SahibGiray'ı Kırım'ın müstakil hanı seçtiler. Moskova'ya mirzalardan mürekkep bir heyethareket etti. Küçük Kaynarca muahedesinin (21 Temmuz 1774) 3. maddesi ile"Kırım, Bucak, Kuvan, Yedisan, Camboyluk ve Yediçkul (Yedicek) Tatar ulusları...serbest ve tam manası ile müstakil tanınacaklar, kendi rıza ve muvafakatleri ileCengiz soyundan seçilecek hanların hükmü altında olacaklar ve han her hangi biryabancı devleti nazar-ı itibara almadan, onları kendi kadîm kanun ve adetlerine göreidare edecek, bu sebep ile ne Rusya ve ne de Babıâli hiçbir suretle mezkûr hanınintihabına ve tahta çıkışına karışmayacaklar... Kendi kendilerini idare eden veAllah'tan başka kimseye tâbî olmayan bütün diğer devletlere yapılan aynı muameleyiyapacaklar; fakat Tatarlar müslüman olduklarından ve sultan da İslâm'ın halifesisayıldığından, bu uluslar kendisine şeriatın emrettiği şekilde muameleedeceklerdi...Bununla beraber bu, onların yukarıda teyit olunmuş siyasî ve mülkîhürriyetlerini tehlikeye düşürmeyecek mâhiyetteolacaktır."

Padişahı, müslümanKırımlılar'ın halifesi olarak tanıyan bu madde çelişki ihtiva ediyordu, bu suretleilerideki güçlüklerin menbaı oldu. Kırım yarımadası ile Bug ırmağından Kubanırmağına kadar Türkler'in oturdukları bölgeler müstakil Kırım hanınınidaresinde bağımsız ilan edilmekle beraber, muahedenin diğer maddeleri ile Rusyamühim askeri noktalarını, Azak denizi ağzının iki tarafından Yeni-Kale ve Kerç,Dnepr ağzında Kılburun kalesi ve etrafındaki hâlî araziyi, büyük ve küçükKabartayları imparatorluğuna ilhâk ediyordu. Bu şartlar altında hanlığınbağımsız bir varlığa sahip olması imkânı yok idi ve bu ileride yapılacak ilhakıkolaylaştırmak için, bir siyaset hilesinden başka bir şey değil idi.

Moskova'ya gidenbağımsızlık taraftarı mirzalar ve Şâhin Giray Osmanlılar'a karşı bir alet olarakkullanıldı. Diğer taraftan Osmanlılar da Özü (Oçakof) kalesini ellerinde muhafazaediyorlar ve hilâfet maddesi sayesinde hanlığın bağlılığını devamettirebileceklerini umuyorlardı. İki taraf da, istiklâlini te'yid ettikleri devletihimaye altına almak için, kapıyı açık bırakmışlardı. Bu durum Kırım'dakorkunç bir iç harp doğurmuş ve memleketin felâketi ile neticelenmiştir.

Şahin Giray

Kurultay tarafından seçilen II. Sahib Giray Han, rusya tarafından gelen tehlikeyi görerek, çok geçmedenOsmanlı taraftarı guruba tabî oldu. Müslüman halkın ekseriyeti ve ulema,Osmanlılar'a karşı daima bağımsızlık davası güden mirzalardan ayrılıyordu.Beyler ayaklanarak, hanı İstanbul'a kaçmaya mecbur ettiler. Fakat tahta çıkarmakistedikleri Devlet Giray, Ruslar tarafından desteklenen Şahin Giray'ın taarruzlarınadayanamadı.

Şahin Giray, Taman'dayerleşerek, bir kısım mirzaları kendi tarafına çekmeye muvaffak olmuş idi. 1776Kasım ayında Rus kuvvetlerinin yardımı ile Devlet Giray'ı mağlûp ve firara mecburetti. Ruslar Or-Kapı'da yerleştiler. Şahin Giray Ruslar'ın bağımsız KırımHanlığı için vaad ve taahhütlerine inanmış görünmektedir. Rus ordusunda bulunarakgarp medeniyetini oldukça tanımış olan Şahin Giray Osmanlı halifesinden tamamiyleayrılmayı ve Rusya örneğine göre bir garp devleti yaratmayı düşünüyordu.

Avrupa âdetlerinialmak, ordusunu garp usullerine göre tensik etmek, mirzaların feodal durumuna nihayetvermek istemesi ve vergileri artırması umûmi hoşnutsuzluk yarattı. Müslüman ahaliona Ruslar'ın ortağı bir kâfir gözü ile bakmaya başladı. Kırım'da ve Kuban'dabulunan Ruslar'dan birçoğu halk tarafından katliam edildi. Hücuma uğrayan ŞahinGiray yaralı halde Bahçesaray'dan kaçıp hamilerinin yanına sığındı. İstanbul'dantayin olunan Baht Gîray Osmanlı yardımcı kuvvetleri ile gelip, tahta çıktı.

Çok geçmeden, Şahin GirayRus kuvvetleri sayesinde tekrar duruma hakim oldu. Ruslar Kefe'yi ve diğer Kırımlimanlarını işgal ettiler (1777 kışı). Şahin Giray'a karşı padişahıngönderdiği Selim Giray'ın yaptığı iki teşebbüs de muvaffakiyetsizlik ileneticelendi (1778). Müslüman Kırım halkı şimdi kütle halinde Türkiye'ye kaçmaktaidi. Ruslar onların yerine bu tarihte 75.000 kişilik bir muhacir kütlesi getiripyerleştirdiler. Memleket boşalmaya ve harabîye yüz tuttu (Bu sıralarda yarım adanınnüfusu yarım milyon tahmin edilmekte idi).

Kırım'da durum Rusya ileOsmanlı İmparatorluğu arasında savaşı kaçınılmaz bir hale getirmiş idi. İkitaraf arasında başlayan müzakereler nihayet Aynalı-Kavak tenkihnâmesi ile (10 Mart1779) neticelenerek, harp ihtimalini bir müddet için bertaraf etmiş oldu. Bu anlaşmadaKırım hanının tam istiklâline ait Küçük Kaynarca muâhedesinin 3. maddesiaçıklandıktan sonra, 3 ve 4 maddelerde Ruslar 3 ay 20 gün içinde Kırım ve Taman'ıboşaltmağı ve "hiçbir bahane ile yeniden bu yerlere asker sokmamağı"taahhüt ettiler. Babıâli de aynı hususu ve tayin edilen usul dairesinde ŞahinGiray'ı han tanımağı kabul etti. Ruslar bu şartları kabule mecburiyet duydular; zirapadişahın tasdiki olmadıkça, Kırımlılar'ın ekseriyeti Şahin Giray'ı han tanımakistemiyordu.

Öbür taraftan Osmanlı Devletide Rus işgalinde bir Kırım görmektense müstakil bir Kırım görmeyi tercih vehanlık üzerinde hâkimiyetin tamamiyle lafzî bir hale gelmesini kabul ediyordu. Fakataynı anlaşmanın 5. maddesinde Rusya Oçakof şimalindeki bölge üzerinde padişahınhâkimiyet iddialarını kabul etmesi için, han nezdinde tavassut etmeği vaad ediyordu.Bu kurnazca hazırlanmış bir madde idi. Ruslar, fiilen sahip oldukları bu arazi için,han ile padişahı ihtilaf haline sokmak ve kendileri hanın hâmîleri görünmekmaksadını beslemekte idiler. Anlaşmayı müteakip Osmanlı Devleti Kuban ve karadenizkıyılarındaki Nogaylar ile Çerkesler'i, kendi teb'ası olduğu iddiası ile, KırımHanlığından ayırmaya çalıştı. Bu suretle Osmanlılar, Kırım kendikontrollerinden çıktığı için hir olmazsa, onun Karadeniz şimalindeki tabîbölgelerini muhafazaya çalışıyordu. Rusya ise, ileride kendisinin ilhak etmesi için,bu toprakların hanlığa bağlı kalmasında ısrar ediyordu.

Kırım'ın Rusların Eline Geçmesi

Kuban Türkleri Şahin Giray'a karşı ayaklandılar ve gönderdiği kuvvetleri yendiler. Kırım halkı daayaklandığından, han tekrar Yenikale'ye Ruslar'a sığındı. Toplanan Kurultaypadişaha mahzarlar gönderdi (Eylûl 1782). 5 yıl önce padişahın han olarakgönderdiği Baht Giray tekrar ortaya çıktı.

Fakat çok geçmeden,Şahin Giray Rus kuvvetleri ile geri geldi. Rus generali Potemkin, çoluk çocuk ayırtetmeden, 30.000 Kırımlı'yı katliâm ettirdi, ve Kırım çarlığın bir vilayetihaline getirildi (8 Nisan 1783). O zaman yeni bir harp açacak durumda olmayan OsmanlıDevleti, 8 Ocak 1784'te İstanbul'da imzaladığı bir anlaşma ile, Kırım, Taman veKuban'ın Rusya'ya ilhakını tanıdı. Kuban nehri iki taraf arasında hudut sayıldı.

1787'ye doğruOsmanlı Devleti için Rusya'ya karşı harp kaçınılmaz bir hâle geldi. Kırım gibimüslüman bir memleketin çarların idâresine terkini kimse hazmedemiyor, bütünKaradeniz şimal kıyılarında yerleşen bu amansız düşmanın bizzat İstanbul içinaçık tehditleri (Katerina II. 1787'de Kırım'ı ziyaret etti) tahammül edilmez bir halalıyordu.

Osmanlılar için yenisavaşın gayesi Kırım'ı kurtarmak idi. Bu harp esnasında Şehbaz Giray ve sonra BahtGiray, han unvânı ile, Osmanlı ordusunda Bucak Türkleri başında Ruslar'a karşısavaştılar. Fakat mâğlup olan Osmanlı Devleti Yaş muahedesi (1792) ile Dnester'ekadar ihtilaflı araziyi Rusya'ya terketti. Rusya Bucak (Besarabya)'ın da vaktiyleKırım hanlarına tabi olduğunu iddia etmekten geri kalmadı. Burasını ancak yeni birharpten sonra 1812'de Bükreş muahedesi ile ele geçirebildi. Bu suretle vaktiyle Kırımhanlığına tabi Türk müslüman nüfusu ile meskûn bütün memleketler Rus hâkimiyetialtına girmiş oldu.

Acı Son

II. Dünyasavaşından sonra Ruslar, Almanlarla işbirliği yaptıkları iddiasıyla yüz binlerceKırım Türkünü, kara vagonlara doldurarak Sibirya'ya sürmüş, bunların büyükçoğunluğunun bu yolculuk sırasında kırılmalarına sebep olmuştur. Daha az bir grupda Özbekistan'a sürülmüş ve 1500 yıllık Türk yurdu olan Kırım'da böylece Türkbırakılmamıştır.


KırımHanlığı'nın Toprakları

Hacı Giray Han'danitibaren Kırım Hanlığı'na tabî yerler Kırım yarımadası, Taman, Kıpçak veKabartay bölgelerinden ibarettir. Bu dört bölge hanlığın sonuna kadar ayrılıközelliklerini muhafaza etmişlerdir. Han, Kırım yarımadasında Bahçesaray'daotururdu. 1475'ten itibaren güneyde Kefe, Sudak ve Mangup limanları civarındaki araziile birlikte doğrudan doğruya Osmanlı padişahına tabi oldu ve Kefe'de sancak beyi vebazan beylerbeyi rütbesinde bir Osmanlı valisi yerleşti.

Mengli GirayOsmanlı padişahı ile yaptığı anlaşma ile bu yerler üzerinde hâkimiyeti resmenterketmiş ise de, sonra gelen bazı Kırım hanları bu kaleler yahut, hiç olmazsa,civarındaki arazi üzerinde hak iddia etmekten geri kalmamışlardır. 1539'da SâhibGiray Han top menzili berisindeki arazinin hanların hükmünde olduğunu iddia etmiştir.Sonradan Kazak ve Rus taarruzları karşısında Kırım hanları, Osmanlılar'ın Özü(Dnepr) ırmağı ağzında Özü kalesini ve Kerç boğazında Yeni-Kale'yi inşâ vemuhafaza etmelerine razı olmuşlardır. Kırım yarımadasınınn şimal bölgesindekisteplerde muhtelif devirlerde gelmiş, yarı-göçebe kabileler dolaşmakta idiler. BunlarKırım'daki askerî kuvvetleri teşkil etmekte olup, Kayalar-Altı denilen içtimaîmevkiinde hak edilmiş damgalara göre, hemen hemen belli başlı bütün Türk ve Moğolkabilelerini temsil etmekte idiler.

Yarımada,şimaldeki Berzah, yani Or-Kapı (Perekop) üzerinde, Baron de Tott'un dahihayranlığını çeken, eski devirlerden kalma sağlam bir istihkâm ile Kıpçakbozkırından ayrılıyordu. Or-Kapı'nın muhafazası Or beyine havale edilmiş idi.Kırım hanlarına tâbi Kıpçak bölgesinin sınırları başlangıçta şimaldeBelgorod'a kadar uzanmakta idi. Fakat Kıpçak sahası Karadeniz şimalinde Prutırmağından Azak'a kadar bütün step bölgesini içine almakta idi. Mengli Giray I.1484'te Bayezid II. Akkerman seferine geldiği zaman, Kavşan kasabasını ve havalisinialarak Besarabya'da hâkimiyetini genişletmiştir.

Nogaylar

Kıpçak sahasında Nogaylaroturmakta idiler. Bunlar 1767'ye doğru, Baron de Tott geldiği zaman, hâlâ büyükkısmı itibariyle göçebe hayatını muhafaza etmekle beraber Bucak'ta, Akkermandolaylarında şehir ve köylere yerleşmişlerdi ve steplerdeki göçebeler de bu zengintopraklarda mühim miktarda hububat ziraati ile meşgul olmakta ve mahsulü Kırım'a veİstanbul'a sevketmekte idiler. XVIII. Asır boyunca İstanbul'da birçok defa kıtlıktehlikesi bu bölgeden yapılan hububat sevkiyatı ile önlenmiştir.

Kırım hanları içinbaşlangıçtan itibaren Kıpçak bozkırlarındaki Nogayları kontrol altına almakhayatî bir ehemmiyet taşıyordu. 1523'te Mehmed Giray I. Han'ı katleden Nogaylar SâhipGiray I. Zamanında yarım adayı istilâ ile tehdit ettiler. Bu han ancak 1546'danitibaren Nogay "kırgını" denilen bir sıra kanlı seferler neticesindebunlara hanlık hâkimiyetini tanıtabildi. Bu devirde Kiçi-Nogay kabilelerinden birkısmının Kırım ile Akkerman arasındaki sahaya göçürülmüştü. XVIII. Asırbaşlarında Kalmuk tazyiki altında Ulu-Nogay kabilelerinden bazılarının Kubanhavzasında Karadeniz şimalindeki bölgelere göç ettiklerini görmekteyiz.

Nogaylar'ın hanatâbiiyetleri gevşek olup, hanlık müddeîleri ile yahut Ruslar ve Kazaklar ilebirleşerek, Kırım için ekseriya çok tehlikeli durumlar yaratmış ve birçok defalaryarımadayı çiğnemişlerdi. Kırım hanları bunları, daha iyi itaat altındabulundurmak için, zaman zaman yarımada şimalindeki steplere getirip yerleştirmekistemişlerdir. Bunlardan Mansuroğulları hanlık içerisinde çok mühim rolleroynamışlardır. Mansuroğulları'ndan Kantimur 1620'den itibaren Osmanlılar nezdindekazandığı nüfuzdan istifade ederek, hanlar karşısında müstakil ve mütehakkimânehareketlere başlamış idi. 1621'de Hotin seferinde temayüz etmiş ve Osmanlı Devletikendisini Özü beyi yapmış idi. Âsi Şahin Giray'a ve Mehmed Giray'a karşımücadeleleri ile nüfuzunu daha kuvvetlendirdi.

Onun tahakkümüne tahammüledemeyen yeni han İnâyet Giray üzerine hücum ederek Kantimur'u İstanbul'a kaçmayamecbur etti. Orada Kantimur'a Silistre valiliği tevcih olundu. İnayet Giray tekrarüzerine yürüyüp, kabilesini yağma etti ise de, bu hareketi azline sebep oldu (1637).Çok geçmeden İnâyet Giray da, Kantimur da Murad IV.'ün emri ile idam olundular.İstanbul hükümeti Kırım hanlarını zayıflatarak, daha iyi itaat altında tutmakiçin, Kantimur'dan itibaren, Nogaylar'ı umumiyetle kendi nüfuz ve himayesi altınaçekmeğe çalışmıştır.

Bununla beraber ekseriyetigöçebe olan bu halk Osmanlı hâkimiyetine karşı gelerek zaman zaman Bogdan'a taarruzediyor ve yağmalarda bulunuyorlardı. Bunların cezalandırılması, malların veesirlerin iadesi için, İstanbul'dan han vazifelendiriliyor, bu iş onun ile Nogaylararasından yeni çarpışmalara sebebiyet veriyordu. XVIII. Asırda stepdeki Nogaylargittikçe daha ziyade Rus Nüfuzu altına girmeğe başlamışlardı. 1771'de Kırım'ıistilâ eden Dolgorukiy'nin ordusunda Nogaylar çoğunluğu teşkil etmekte idiler. Ruslarbunların tekrar Kuban bölgesine göçmelerini teşvik etmişlerdir.

Taman yarımadası, Kubanhavzası ile birlikte, göçebe Nogaylar'ın oturduğu ikinci bölgeyi teşkil etmektedir.Dana cenupta Kabartay'da Çerkes kabileleri de Kırım hanlarını metbu tanırlardı.

     ANA SAYFAYA DÖN   

KONUNUN BAŞINA DÖN

 
 
Z i Y A R E T C i - D E F T E R i
orhanyildiz.tr.gg
A N A - S A Y F A Y A - G i T
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=