İletişim Adresi

   
  ORHAN YILDIZ
  Bulgaristan Turkleri Sayfa 4
 


BULGARİSTAN  TÜRKLERİ  Sayfa - 4

Sosyalist Dönem

II. Dünya Savaşı sonrası Bulgaristan'da rejim değişikliğiolmuş ve ülkede bir komünist dönem başlamıştır. Bu yıllarda büyük işgücüihtiyacı duyan Bulgaristan, bir taraftan Türk göçünü engelleme çabasındayken; diğertaraftan da, Türk sosyal kurum ve topraklarına el koyarak huzursuzluk ve göç isteğiniartırma gibi çelişkili bir tutum içindedir (Tarihte Türk Bulgar İlişkileri, 1976:107). Bu karmaşık ortamda Türk azınlığa ait tarlalar ellerinden alınmaya, okullardevletleştirilmeye ve Bulgarlaştırılmaya, önemli Türk aydınlar tutuklanmaya başlandı.Özellikle 1947 sonrası artan bu tür baskı politikaları, Türk azınlık üzerindeinfial yarattı ve milli benlik ve yeni nesilleri koruma endişesine sevketti. Böylece büyükbir soydaş kitlesi, Türkiye yetkili ve diplomatik temsilciliklerine müracaat ederek göçtaleplerini iletmişlerdir. Bu talepleri değerlendiren Türk hükümeti, 31 Mayıs1947'de aldığı bir kararla II. Dünya Savaşında Sovyetler Birliği'nden Avrupa'ya sığınansoydaşlarımızdan mülteci kabulü ile Bulgaristan'dan serbest göçmen (hükümettenyardım almıyacak) kabulünü karara bağlıyordu.

Bu kapsamda 1947-50 arası her yıl1-2 bin arası bir göçmen kitlesi gelmiştir. Ama 10 Ağustos 1950'de Bulgar hükümeti,Türkiye'ye bir nota vererek Bulgaristan Türklerinden 250.000 kişinin üç ay içinde Türkiye'yegöçmen olarak alınmasını talep etmiştir. Bunun üzerine gergin olan Türk-Bulgar ilişkileridaha da kötüleşti ve karşılıklı bir nota düellosuna girildi (1986: 212-223).Bulgaristan adeta bir tehcir operasyonu ile Türk ekonomisini felç etmek ve Türkiye'yicezalandırmak istiyordu. Ayrıca Bulgaristan, göçmen kitleleri arasına bazı zararlıinsanlar sokmayı ve göçmenlerin mallarını yok pahasına satmalarını arzuluyordu.Bulgar entrikalarını engellemek için Türkiye, Bulgaristan'dan gelecek soydaşlara vizeuygulamış ve bu kapsamda 1 Ocak 1950 ile 30 Eylül 1951 tarihleri arasında 212.150 kişiyeTürkiye'ye giriş vizesi vermiştir (bunların hepsi Türkiye'ye gelemediler). Türkiye,Ocak 1950'den başlayan ve gittikçe artan oranlarda göçmen kabul etmiştir. Ancak üçaylık bir süreçte 250.000 kişinin kabulü mümkün değildi. Bu şekilde göç akınısürerken Bulgarlar, Türk göçmenler arasına vizesiz bazı kimseler ile Çingenelersoktular.

Bunun üzerine Türkiye,bunları Bulgaristan'a iade etmek istemiş ve Bulgaristan ise buna yanaşmamıştır.Arkasından Türkiye, 7 Ekim 1950'de sınırı kapattı. Vizesiz kimselerin geri alınacağıve bir daha da benzer olayların yaşanmayacağının Bulgarlarca kabul edilmesi üzerine,Türk-Bulgar sınırı 2 Aralık 1950'de tekrar açıldı. Bunun üzerine 1950-51 kışınınAralık, Ocak ve Şubat aylarında 20'şer binin üzerinde göçmen kitlesi Türkiye'ye sığındı.Nisan'da Türk hükümeti aldığı bir kararla 1 Ocak 1950'den beri Bulgaristan'dan Türkiye'yegelmekte olan tüm göçmenler "iskanlı göçmen" statüsüne (yani devletdesteği verilecek) alındı (1986: 224-225). 1951 yazı esnasında sayıları gittikçeazalmakla birlikte göç yürüyordu; ama Bulgaristan, yine göçmenler arasına bazıvizesiz ve Çingene kişileri soktu. Bunun üzerine Türkiye, Haziran-Ekim 1951 tarihleriarasaında altı nota vererek istenmeyen kişilerin geri alınmasını ve sahtekarlıkyapanların bulunup cezalandırılmasını talep etti. Bulgarların Türk notalarınaolumlu bir cevap vermemesi üzerine Türkiye, 8 Kasım 1951'de ikinci kez Türk-Bulgar sınırınıkapattı. Buna karşılık Bulgar hükümeti, 30 Kasım 1951'de Bulgaristan'dan Türkiye'yegöçü kesin olarak yasaklıyordu (Eminov 1990; Şimşir, 1986: 226-227). 1950-51 yıllarınıkapsayan dönemde toplam 154.393 soydaş Bulgaristan'dan Türkiye'ye göçmen olarak gelmiştir(1989: 73). Bu göçmenler, kısa sürede ev sahibi olmuş ve üretici duruma geçmişlerdir.

Sosyalist bir ülkedenkapitalist Türkiye'ye göç, komünist camiada hoş karşılanmamış ve Stalin'in emriile durdurulmuştur. Ayrıca Stalin, Bulgaristan Türklerinin ileride Türkiye'de yapılacaksosyalist devrimin öncüleri olarak yetiştirilmelerini de emreder. Bunun üzerineBulgaristan'da kapatılmış olan Türk okulları Türkçe eğitim verecek şekildeyeniden açılır. Ancak 1950-51 yıllarındaki büyük göçle yetişmiş elemanların çoğuTürkiye'ye göçtüğünden öğretmen sıkıntısı çekilir. Bu problemin çözümü içinBulgaristan Türklerinin eğitiminde "Azerbeycan" model seçilir ve 1952 yılındabu ülkeden Bulgaristan'a birçok Azeri uzman ve danışman getirilir. Azeri uzmanlarBulgaristan Türk eğitimini inceledikten sonra hazırladıkları raporda Türklerin eğitimaçısından çok geri kaldığı ve alınması gerekli tedbirleri belirtmişlerdir. Bununüzerine Bulgar hükümeti, Bulgaristan Türk okullarının durumunu iyileştirmek için 5Ağustos 1952 günü bir dizi kararlar alır. Bunlar; Türk pedagoji okulları açılması(Kırcaali, Razgrat ve daha sonra Sofya'da), Türk kız lisesi ve ortaokulu açılması(Rusçuk'ta), Türk öğrencilere burslar verilmesi, yeni Türkçe ders kitapları hazırlanmasıve Sofya Üniversitesi'nde Türkler için yeni bölümler açılması gibi konuları içeriyordu(Yenisoy, 1997: 1784-86).

Yeni açılan okularda bazıAzeri hocalar da görev almış ve Bulgaristan Türklerinden seçtikleri asistanları yetiştirmişlerdir.Yine bu dönemde 30 dolayında Türk öğrenci, yüksek öğrenim yapmak için Azebeycan'agönderilmiştir. Azeri uzmanlar, Bulgaristan Türk okul müfredatlarının gelişmesi vegüncelleşmesine büyük katkı sağlamışlardır (Yenisoy, 1997: 1786-87). AncakBulgaristan Türklerine uygulanan sosyalist içerikli eğitim planı tutmamış; bilakisAzeri Türk uzmanların gayretleri ile soydaşlarımızın Türklük bilinci ve milliyetçilikduyguları daha fazla artmıştır (1991: 47). Stalin'in ölümü ve Türkiye'de sosyalistbir devrimin mümkün olamayacağının anlaşılması ile Bulgar yönetimi, Türk azınlığayönelik politikaları silbaştan değiştirmiştir. Bu kapsamda; 1956'dan itibaren Azeriuzmanlar ülkelerine gönderilmiş, Sofya Üniversitesi'ndeki Türklere ait bölümlerkapatılmış, Türk öğretmen okulları ve liselerindeki eğitim dili tekrar Bulgarcaolmuştur. Ayrıca yüksek okul mezunu Türk gençlerine uzmanlık alanlarında görevverilmemiştir. Daha sonra Türklere ait ana, ilk ve ortaokullar ile liseler kapatıldı,Türk tiyatro faaliyetleri durduruldu, komünist propaganda içerikli hariç Türkçekitap basımı yasaklandı, Türkçe radyo yayını sona erdi.
Komünist rejim döneminde Bulgaristan'da sanayileşme ve ağır sanayi geçiş çabalarındakonunun sosyal boyutu düşünülmedi. Böylece köyler boşaldı. Diğer taraftankooperatiflerin yaygınlaşması ve özel mülküyetin yasaklanması, tarımsal ve ziraiüretimde verimsizliğe neden oldu. Bu durum, bir tarım ülkesi olan Bulgaristan'ın dışpazarlara tarımsal ürünler ve kaliteli sanayi mamülleri satamamasına sebep oldu.

1989 Sonrası Bulgaristan Türkleri

10 Kasım 1989'da Jivkof rejiminin yıkılmasıakabinde Bulgaristan Devlet Konseyi, 1984 - 89 arası dönemde Türk ve diğer azınlıklarakarşı yapılan hataları kabul etmiş ve bunların düzeltileceğini vaadetmiştir. Böylecezorla değiştirilen Türk adları iade edilecek, Türkçe konuşma yasağı kalkacak ve Türkçocukları kendi okul ve anadillerinde eğitim yapabileceklerdi. Ancak bu konuda Türktoplum temsilcileri ve Bulgar yöneticileri arasındaki görüş ayrılığı uzun süregiderilemedi. Temmuz 1991'de resmileşen yeni Bulgar anayasası da, azınlıklara kendianadillerini öğrenme ve kullanma hakkı tanıyordu. Buna rağmen Türk öğrencilerin Türkçedersler alması sürekli erteleniyordu. Bunun üzerine Türk aileler, çocuklarınıokullara göndermeme ve açlık grevi yapma gibi yöntemlerle Bulgar yönetimini protestoettiler.

Butepkiler karşısında Eğitim Bakanlığı, Türkçe derslerin başlatılması kararıaldı. Ancak bu haktan ilk ve ortaokullara devam eden Türk çocuklarından sadece @'ıfaydalanabiliyordu (toplam 100 bin öğrenciden 40 bini). 89 büyük göçü ile Türk aydınve öğretmenlerinin çoğunun Türkiye'ye gitmesi ile, Türkçe ders verecek elemanbulunamaması diğer bir olumsuzluktu. Böylece bir kez daha Türk öğretmen yetiştirilmesigündeme geldi. Bu kapsamda; 1992'de Şumnu Yüksek Pedagoji Ensititüsü ve 1993'de Kırcaaliİlk ve Ortaokul Öğretmen Ensititüleri'ne Türkçe öğretmeni yetiştirecek sınıflaraçıldı. Benzer şekilde 1990'da Sofya'da ön lisans düzeyinde İslam Ensititüsü veŞumnu'da İmam-Hatip Lisesi açıldı. Bunları 1991'de Ruscuk ve Mestanlı İmam-Hatipliseleri izledi.

1989 sonrası Bulgaristan'dakurulan 160 civarındaki siyasi partinin 4'ü Türklere aitti. Bunlar: (1) Hak ve ÖzgürlüklerHarekatı (HÖH), (2) Demokratik Gelişim Harekatı (DGH), (3) Demokratik Adalet Partisi(DAP) ve (4) Türk Demokratik Partisi (TDP) olarak belirtilebilir. Bu partilerden ilkiolan HÖH Partisi, 1990 seçimlerinde 400 üyeli parlemontaya 23 millletvekili soktu. Aynıparti, 1991 seçimlerinde oyların %7.55'ini aldı ve milletvekili sayısını 24'e yükselti.Daha sonra yapılan yerel yönetim seçimlerinde ise, 27 belediye başkanı ve 653 köymuhtarlığı kazandı. Aralık 1994 seçimlerine üç Türk partisi katıldı. Bunlardanen büyüğü olan HÖH, %5.44'e tekabül eden 282.000 oy aldı. Bu partinin bir öncekiseçimlere göre 160.000 dolayındaki oy kaybı; bir bakıma iktidar ortağı olduğu birönceki dönemde varlık gösterememesi, Türkiye'ye göçün sürmesi ve oyların bölünmesigibi sebeplere dayanmaktadır. Üç Türk partisinin Aralık 94 seçimlerinde aldıklarıoy toplamı 320.000 dolayındadır. Türkler, HÖH ve diğer Türk partilerinden memnunolmadıkları için bunlara oy vermemişlerdir. İyi hazırlıklı ve programlı bir Türkpartisi, muhtemelen 700.000 dolayında oy alabilecektir. Ayrıca Türkiye'de bulunan soydaşlarımızdan50.000 dolayında bir kitle Aralık 94 seçimlerinde oy kullanma hakkına sahip olmasınarağmen bunlardan ancak 2.700'ü oy kullanmıştır.

Aralık 1994'de yapılan seçimleri,ülkenin içinde bulunduğu sosyal ve siyasi kaos ortamını lehine çeviren BulgaristanSosyalist Partisi kazanmıştır. Türklerin zorla Bulgarlaştırıldığı dönemde EğitimBakanı olan Dimitrov yeni hükümetin Eğitim, Bilim ve Teknoloji Bakanı olmuş ve Türklerebaskı ve işkence yapan emniyet mensupları da önemli görevlere getirilmiştir. Bu dönemdehükümet, Müslüman halkın seçtiği Fikri Salih'i başmüftülük görevinden almışve çeşitli entrikalarla Nedim Gencev'i Yüksek Diyanet Kurulu Başkanlığı'na veGencev'in bir yandaşını da Başmüftülük makamına getirmiştir. Bu atamaların Müslümanhalk tarafından kabul edilmemesi üzerine, atanmış ve seçilmiş olmak üzere ülkedebir Başmüftü ve müftüler sorunu yaşanmıştır. Müftü atamasının Yüksek mahkemetarafından reddi uygulanmamıştır.

Bulgaristan nüfusu ve aktifiş gücü, 89 göçü sonrası büyük oranda azaldı. Bu göçün dışında 250 bindolayında Bulgar genci batı ülkelerine iltica etti. 1990'lı yılların ortalarındaBulgaristan halkının sıkıntıları ve sosyalist kökenli meclis üyeleri ile hükümeteduyulan güvensizlik doruk noktasına çıktı. Ülke, çok büyük siyasi, ekenomik vesosyal bunalım ve kaos içine düştü. İnsanlar, aç ve perişan iken; resmi devlet güçleridahi yeraltı dünyası ile işbirliğ yapmakta veya bunlardan birisi konumundaydı. Ülkeçapında yönetim alehtarı büyük gösteriler yapıldı. Bu durum, 10 Ocak 1997'demeclis binasının işgali ve yakılmasına kadar vardı. Bir iç savaşın başlamasınaramak kalan ülkede hükümet istifa etti ve erken genel seçimlere gidildi. 19 Nisan1997'de yapılan genel seçimlerde 240 parlemonto üyeliğinin 137'sini Demokratik GüçlerBirliği Partisi kazandı. Bu seçimlerde HÖH, Türk seçmenlerden bile ancak R oranındaoy alabilmiştir.

Günümüzde Bulgaristan Türklerineait 8 gazate çıkmaktadır. Bunlardan Zaman, Türkiye'de yayınlanan aynı gazateninBulgaristan Türkleri için haftalık baskısı iken; diğer gazateler; Hak ve Özgürlük,Filiz, Müslümanlar, İslam Kültürü, Güven, Cır Cır ve Balon'u soydaşlar, kendigayretleri ile çıkartmaktadır. Ayrıca Türkçe kitaplar da basılmaktadır. İlk veortaokullarda haftada 4 saat seçmeli Türkçe dersleri oktulmaktadır. Bulgar yönetimi,Pomak Türklerine mensup çocukların Türkçe derslere devam etmelerini engellemektedir.Bulgaristan radyosu, haftada birkaç saat Türkçe yayın yapmaktadır. Taahüt edimesinerağmen benzer yayınlar, Bulgar devlet televizyon kanalında henüz başlamamıştır.Buna karşılık Türk köyleri, büyük uydu antenleri almak sureti ile Türkiye'de yayınyapan televizyon kanallarını izleyebilmektedir. Böylece Türkiye ile milli ve manevi bağlarınkuvvetlendirilmesi ve daha güzel Türkçe konuşulması mümkün olabilmektedir. Yasalbir engel olmamasına rağmen Bulgaristan Türkleri, henüz özel bir radya istasyonu veyatelevizyon kanalına sahip bulunmamaktadır.

1992 resmi nüfus sayımınagöre Bulgaristan'da, toplam nüfusun 'üne tekabül eden 1.000.000 dolayında Türk yaşamaktadır.Ancak bu ülkede 2 milyonu Türk olmak üzere 3 milyon dolayında Müslüman yaşadığısanılmaktadır (1745). Günümüzde Bulgaristan Türklerinin en önemli sorunlarının başındaişsizlik ve bunun sebep olduğu göç yer almaktadır. 1989 büyük göçünden bu yana200.000'in üzerinde soydaşımız ağır Türk vizesine rağmen Türkiye'ye göçmüştür.1995 sonrası Bulgaristan Türklerinin karşılaştığı önemli problemler şöyle özetlenebilir:'lara varan işsizlik, aşırı yoksulluk, yüksek öğretimin paralı olmasındandolayı bu eğitime devam edememe ve kültürel kimlikleri koruyup-geliştirecek basın veyayın organlarının olmaması. 1993 yılından itibaren diğer Türk topluluklarındaolduğu gibi Bulgaristan Türkleri arasından da, Türkiye'ye yüksek öğrenim görmek içinöğrenciler gelmiştir. Ancak Türkiye'de bin dolayında yüksek öğretim yapan soydaşçocuklarının diplama denklikleri henüz Bulgar makamlarınca tanınmamıştır.

Günümüzde Bulgaristan Türklerininsiyasi ve dini açıdan birlik sağlayamamaları, soydaşlarımızın güvensizlik vekaramsarlık içinde olmalarına dayanmaktadır. Bulgaristan Türkleri, 1990 sonrası çeşitliHıristiyan misyonerlerin ilgi alanındadır. Bu konuda Pomak Türkleri ve Müslüman Çingenelere,Bulgar hükümeti desteği ile de özel bir önem ve öncelik verilmektedir. AyrıcaBulgar yönetimi, Pomak Türklerini ayrı bir dini kurum altında teşkilatlanmasını sağlamaksureti ile Türk birliğini bozmaya çalışmaktadır. Diğer taraftan artık BulgaristanTürkleri, dini liderlerini seçebilmektedirler ve günümüzde bu görevi Fikri SalihEfendi yürütmektedir. Ayrıca soydaşlarımız, daha önce gasbedilen vakıf mallarınıgeri alma çabası içindedirler.

     ANA SAYFAYA DÖN   

KONUNUN BAŞINA DÖN

 
 
Z i Y A R E T C i - D E F T E R i
orhanyildiz.tr.gg
A N A - S A Y F A Y A - G i T
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=