İletişim Adresi

   
  ARTVİNLİ ORHAN
  KASiDE
 


KASİDE

Kasideler, genellikle birini övmek ve yermek amacıyla yazılan şiirlere denir, kasideler genellikle din ve devlet adamlarını övmek amacıyla yazılan divan edebiyatı şiirlerdir. Çok katı bir kalıpla yazılan kasideler, 6 bölümden oluşur. Türk edebiyatında 13. yüzyılda kullanılmaya başlanır. Nazım birimi beyittir. Beyit sayısı 33-99 arasında değişir. Kasidenin ilk beyitine matla denir.  Kasidenin son beyitine makta , şairin mahlasının bulunduğu beyite taç beyit denir. Kasidenin en güzel beyiti beyt-ül kasid olarak adlandırılır

Kasidenin Özellikleri:

1- Beyitlerden oluşur. Kafiye düzeni gazelle aynıdır. Yani aa, ba, ca, da, ea, fa … Ancak gazelden daha uzun bir nazım şeklidir.
2- Kaside en az 33, en çok 99 beyitten oluşur. Ancak beyit sayısı 33’den az olan kasideler de vardır.
3- Kasidenin ilk beytine matla denir. Ama şair, şiir içinde matlaı yenileyebilir.
4- Kasidenin son beytine makta denir.
5- Şairin isminin geçtiği yere taç beyit denir. Sonlara doğrudur.
6- Kasidenin en güzel beytine beytü’l-kasid denir.
7- Aruz ölçüsüyle yazılır.
8- Bu türün en meşhur ismi Nef’i’dir.
9- Kasidenin kendi içinde belli bölümleri vardır.

Kasidenin Bölümleri:

1- Nesib (teşbib): Giriş bölümüdür. Kasidenin tasvir bölümüdür. Burada, asıl konuya geçilmeden önce ramazan, bayram, bahar, yaz, savaş gibi konular ele alınır.

2- Girizgâh: Kasidenin ikinci bölümüdür. Asıl konuya giriş için uygun bir ortam hazırlama yani giriş bölümüdür.

3- Medhiye: Bu bölümde şair kimi övecekse onun yüceliklerini, başarılarını, erdemlerini anlatır. Bu bölümde abartı ve ağır bir anlatım göze çarpar.

O sultan ki cism-i cihân cânıdır
Zamânın zamân-ı baharıdır.ü

4- Fahriye: Şair bu bölümde kendini ve şiirini över. Abrtılı bir anlatım söz konusudur.

5-Tegazzül: Şair zaman zaman monotonluğu kırmak için kasidenin içinde, aynı ölçü ve uyakla gazeller yazar. Bu gazelin yazıldığı yer, tegazzül bölümüdür.

6- Taç: Şair bu bölümde mahlasını ( Şiirdeki ad, takma ad) kullanır.

7- Dua: En son bölümdür. Burada, övülen, kendisi için kaside yazılan kişi için dua edilir. Kişi için dua edilir. Kasidenin son bölümüdür.

Hüdâ ömrünü ber-karâr eylesin
Verip maksadın kâm-kâr eylesin
Not: Kaside, bir maksat için yazılmış şiirdir. Şairin bir isteği vardır. Bu bakımdan bir dilekçe olarak değerlendirilebilir. Çünkü şair, bu şekilde kompozisyona yer veren bir manzume ile hem isteğini söylemekte, hem de yeteneğini göstermektedir.

Kaside Çeşitleri:Kasideler şu ölçülere göre sınıflandırılırlar.

1. Nesip (teşbip) bölümlerinde işlenen konulara göre:Bahariye (Bahar), Iydiye (Bayram), Şitaiye (Kış) Ramazaniye (Ramazan), Sayfiye (yaz)

2. Rediflerine göre: Su Kasidesi, Sühân kasidesi, Gül kasidesi, Sünbül Kasidesi

Not: Şehirleri konu edinen kasideler de vardır. İstanbul Kasidesi

3-Konularına göre:

Tevhid: Allah’ın varlığını ve birliğini anlatan kasidedir.

Münacaat: Allah’a yalvarmak için yazılan kaside.

Naat: Hz. Muhammed(S.A.S)’i ve din büyüklerini anlatmak için yazılan kasidedir.

Medhiye: Devrin ileri gelen kişilerini övmek için yazılan kaside çeşididir.

Mersiye: Sevilen insanların ölümünden duyulan acıları anlatan kasidedir. Türk Edebiyatında bu kasidenin en güzel örneklerinden biri Baki’nin Kanuni Sultan Süleymân için yazdığı Kanuni Mersiyesi’dir.

Hicviye: Herhangi bir kişiyi yermek amacıyla yazılan kasidelerdir. Acımasız ve abartılı bir dil kullanılır. Edebiyatımızda hicviyenin en güzel örneklerini Nef’i vermiştir. Onun Siham-ı Kaza’sı bu türün en güzel örneklerinden biridir.

SU KASİDESİ

1. Saçma ey göz eşkten gönlümdeki odlare su
Kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çâre su

Eşk: Gözyaşı
Denlü: Denli, gibi, kadar
Od: Ateş

Mübalağa: Şairin gönlündeki ateşlerin su ile söndürülemeyecek derecede çok olması

Mecaz: Od’un aşk ateşi yerine kullanılması.

Tezat: Su-ateş

2. Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem
Yâ muhît olmış gözümden günbed-i devvâra su

Âb: Su
Gûn: Renk, gidiş, tarz
Âb-gûn :Su rengi, Mavi, mavi renkli; suya benzer.
Devvâr: Devredici, devreden, çok dönen.
Günbed-i devvâr rengi: Gökyüzünün rengi.
Muhît: Etrafını çeviren, kuşatan, çevre

Tecahül-i Arif: Gökyüzünün neden mavi olduğunu bilmemezlikten geliyor.
Mübalağa: Gözyaşının gökyüzünü kaplaması.
Hüsn-i Talil: Göğe kendi gözyaşlarının renk verdiğini söylemesi.
Tenasüp: ‘Göz, aşk, su, saç-; od, dutuş-’ kelimeleri arasında anlam ilgileri vardır.

3. Zevk-i tîgundan aceb yoh olsa gönlüm çâk çâk
Kim mürûr ilen bırağur rahneler divâra su
Tîg: Kılıç
Zevk-i tîg: Kılıcın zevki
Aceb yoh: Şaşılmaz.
Çâk çâk: Parça parça kılıç şakırtısı.
Mürûr: Geçme, akma, bir yandan öbür yana geçme, sona erme.
Mürûr ilen: Geçmek akmak suretiyle, zamanla.
Rahne: Yarık, yırtık, zarar, ziyan; oyuk
Dîvâr: Duvar.

Açık İstiare: Bakışları keskin kılıca benzetilmiş. Kendisine benzetilen kılıç söylenmiş.
Tenasüp (leff ü neşr): tıg-gönül-çak çak
Su-divar-rahne sözcükleri birbiriyle karşılıklı olarak uygundur.
Teşbih: Aşığın parça parça olmuş gönlü yarılmış açılmış duvara benzetilmiş.

 

4. Vehm ilen söyler dil-i mecrûh peykânın sözün
İhtiyât ilen içer her kimde olsa yâre su

Vehm: Kuruntu; boşuna, yersiz korku
Dil: Gönül
Mecruh: Yaralı
Dil-i Mecruh: Yaralı gönül
Peykan: Temren, okun ucundaki sivri çelik parça.
İhtiyat: Tedbirli olma

Ad aktarması: “Temren” söylenerek okun hepsi kastedilmiştir.
Tenasüp (leff ü neşr): Vehm-ihtiyat; dil-i mecruh-yara; peykan
Teşbih: Yaralı gönül hasta bir insana benzetilmiştir.
Açık istiare: Peykan ile sevgilinin kirpikleri kastedilmiştir.

5. Suya versün bâğban gülzârı zahmet çekmesün
Bir gül açılmaz yüzün tek verse bin gülzâre su

Suya vermek: Sele vermek, mahvolmaya bırakmak.
Bağ-bân: Bahçıvan
Gül-zar: Gül bahçesi
Tek: Gibi; yalnız
Min: Bin

Teşbih: Sevgilinin yüzü güle benzetilmiş.
Hüsn-i Talil: Bahçıvanın görevi gül yetiştirmektir. Burada görev olarak değildir. Görevi sevgilinin yüzünün renginde veya şeklinde gül yetiştirmektir.
Tevriye: ‘Tek’ kelimesinin hem ‘bir’ anlamı hem de ‘gibi’ anlamı vardır. (Sevgilinin bir tane, benzeri olmayan, eşsiz olması)
Tenasüp: Suya vermek, bağban, gülzar, gül, su

6. Ohşayabilmez gubârını muharrir hattuna
Hâme tek bahmahdan inse gözlerine kara su

Ohşatmak: Benzetmek
Gubâr: Toz,
Gubârî: Toz gibi ince yazı türü.
Muharrîr: Yazan, yazar.
Hâme: Kalem

Tezat: Bakmak ve gözlerine kara su inmek yani kör olmak arasında tezat sanatı vardır.
Benzetme: Gubarî yazısını sevgilinin yüzündeki tüylere benzetiyor. (Gubarî toz anl***** geliyor. Hatt sanatında çok ince bir yazı.)
Kinaye: 1. Kalemin gözlerinden kara su (mürekkep) inmesi- gerçek anlam
2. Kağıda, yazıya devamlı bakan insanın gözlerinin kızardığının, kanlandığının, karardığının, mecazen zayıfladığı ve kör olmaya yüz tuttuğunun vurgulanması.

Tenasüp: “gubâr-hat; muharrir-hâme-kara su (mürekkep)” kelimeleri arasında.

7. Ârızun yâdıyla nemnâk olsa müjgânım n’ola
Zayi’ olmaz gül temennâsiyle vermek hâre su

Ârız: Yüzün iki yanı, yanak
Yâd: Hatırlama, anma; hatır, gönül
Nem-nâk: Nemli, ıslak
Müjgân: Kirpikler
Temenna: Dileme, isteme, dilek, istek
Hâr: Diken

Teşbih: Yanak güle, diken kirpiğe benzetilmiş.
Kinaye: Kirpiklerim nemlense 1. Kirpiklerin nemli olduğu gerçeği 2.Mecazen ağlamak anlamının belirtilmesi
Leff ü neşr: “ârız-gül, “yâd-temennâ”, “nem-nâk-su”, “müjgân-hâr”
Tenasüp: “Ârız-müjgan; gül-hâr-su vir-; hâr-gül; yâd-temennâ” kelimeleri arasında.

8. Gam güni etme dil-i bîmârdan tîgin dirîğ
Hayrdur vermek karanu gicede bîmare su

Bîmâr: Hasta, aşık
Dil-i bîmâr: Hasta gönül
Dirîğ etmek: esirgemek
Karanu: karanlık

Leff ü neşr: Gam güni-karabu gice, dil-i bimar-tıg-su
Tenasüp: “Gam güni, dil-i bimar, karanu gice, bîmar, hayr, su” kelimelerinin arasındaki anlam ilgisi göz önünde bulundurularak bir araya getirilmiş.
Açık istiare: Sevgilinin keskin, yaralayıcı bakışları kılıca benzetilmiş. Yalnızca kendisine benzetilen söylenmiş.
İrsal-i mesel: “Geceleyin hastaya su vermek sevaptır” sözü
(Karanlık gecede hastaya su vermek sevaptır.)

9. İste peykânın gönül hecrinde şevkum sâkin it
Susuzam bir kez bu sahrada menüm-çün ara su

Peykân: Okun ucundaki sivri demir.
Hecr: Ayrılma, ayrılık.
Şevk: Gönül meyli, arzu, şiddetli arzu, istek, Keyif, neşe, sevinç.

Açık istiare: Kirpik yerine peykan sözcüğü kullanılmış. Kirpik oka benzetilmiş. Kendisine benzetilen ok (peykan) söylenmiştir.
Tezat: Sahra-su
Tevriye: kez (defa, kere) kelimesinin “gez” şeklinde “gezip ara” anlamında okunmasıyla.
Teşhis/ Kapalı istiare: “gönül” şaire su arayan birisi gibi düşünüldüğünden kirpik yerine “peykan” kelimesi kullanılarak.

10. Men lebün müştâkıyam zühhâd Kevser talibi
Nitekim meste mey içmek hoş gelür huşyâra su
Leb: Dudak
Müştak: Arzuyla, hararetle, isteyen, özleyen; susamış.
Zühhad: Dünya nimetlerinden el çeken kimse.
Kevser: Çokluk, kalabalık; cenneteki bir ırmak adı.
Hûş: Akıl, can.
Hûş-yâr: Akıllı, canlı, ayık

Tezat: Tüm beyte yayılmış. (su-şarap, mest-huş-yar)
Leff ü neşr: Renkleri ve sarhoş ediciliyle leb-mey; helal olmasıyla su, Kevser ilgili sözcüklerdir.
 
 
Z i Y A R E T C i - D E F T E R i
orhanyildiz.tr.gg
A N A - S A Y F A Y A - G i T
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=